bursa escort bayan

Altıparmak Escort Eve Gelen Escort Gemlik Escort Görükle Escort İnegöl Escort Karacabey Escort Kumla Escort Masöz Escort Mudanya Escort Nilüfer Escort Osmangazi Escort Otele Gelen Escort Rus Escort Sınırsız Escort Travesti Escort Ukraynalı Bayan Escort Yıldırım Escort
altıparmak escort çarşamba escort eve gelen escort gemlik escort görükle escort gürsu escort heykel escort inegöl escort iznik escort karacabey escort kestel escort masöz escort mudanya escort mustafakemalpaşa escort nilüfer escort orhangazi escort osmangazi escort otele gelen escort rus escort sınırsız escort üniversiteli escort whatsapp escort yıldırım escort
adalar escort adana escort anadolu yakası escort ankara escort antalya escort arnavutköy escort ataşehir escort avcılar escort avrupa yakası escort aydın escort bağcılar escort bahçelievler escort bakırköy escort balıkesir escort başakşehir escort bayrampaşa escort beşiktaş escort beylikdüzü escort beyoğlu escort bodrum escort bursa escort büyükçekmece escort çanakkale escort çatalca escort diyarbakır escort düzce escort edirne escort elazığ escort esenler escort esenyurt escort eyüp escort fatih escort gaziantep escort gaziosmanpaşa escort güngören escort istanbul escort izmir escort kadıköy escort kağıthane escort kartal escort kocaeli escort konya escort küçükçekmece escort kuşadası escort malatya escort maltepe escort marmaris escort mersin escort muğla escort pendik escort rus escort sakarya escort sancaktepe escort sarıyer escort şile escort silivri escort şişli escort sultanbeyli escort tuzla escort ümraniye escort üsküdar escort yalova escort
Bugun...


LachishPha Filiz Saban

facebook-paylas
Gurcu Tarihi (Abhazlardan Önce) 2
Tarih: 02-10-2022 11:07:00 Güncelleme: 02-10-2022 11:17:00


Birinci bölümün doğrudan devamı olan bu bölüm, tutuklanıp Bağdat’a götürülen ve orada ölen Mirdat’ın ardındaki Mtskheta merkezli İç Kartli’de olanları ve devamını anlatmaya eder, ve Mirdat’ın veya Tridat’ın torunun oğlu (anlatım farkları var) Vahtang Gorgasali’nin işleri de normalde diğerlerinin ki gibi birkaç satıra indirilip, hızla sonraki pasajlara geçilebilinir. Fakat derleme Aziz de kabul edilen Vahtang Gorgasali’ye özel bir bölüm ayırır. Vermek istediği bir mesajı vardır. Almaya çalışacağımız için biz de onu takip ediyoruz . Gorgasali’nin biyografisi bu taraftan okurken sayısız palavralarla doludur, 15’in de Hunları veya Kuban’ nehrine kadar ki Osetleri,Jikleri ve Peçenekleri kılıcına takar, 22 sine geldiğinde İstanbul’u kuşatmıştır, 30’una gelmeden Sasani imparatorluğunu mutlak bir felaketten kurtarır ve Hind ve  Sind  ülkeleri ile Hind Habeşistanı’nı veya Eftalitleri?  haraca bağlar- gel gör ki, yine de en fazla zorlandığı yer Osetya ile Abhazya arasındaki Abhaz yolunu takip ederek fethedeceği Tsikhe-Goji’ye kadar ki Abhazya’dır.  İsimleri belirtilmediği için hangileri olduğunu bilemediğimiz bu şehir ve kaleleri fethetmek Vahtang’ın 3 senesini alır ve  Abhazlar  lehine gururlanırız. Ama sormalıyız neden bu ayrıcalık?  Yine de günün sonunda baktığımızda her ne kadar o bir İskender olmuş ve bilinen dünyadaki neredeyse her yeri fethetmiş olsa da elinde kalan yola çıkarken olduğundan fazlası değildir : Mtskheta merkezli İç Kartli. Hatta sonrasında İç Kartli’yi de  Romalılara kaybederiz Klarjeti kuropalat’ı Guaram aracılığı ile. Dimyat’a pirinç almaya giderken evdeki bulgurdan da oluruz böylece. Ama beis yok, sonuçta vaad edilen toprakların parçası olmuşuzdur. Gerçekte öyle olmuştur veya olmamıştır, başka hikaye.  Bütünde baktığımızda Roma ile Persia da o kadar çalkantıdan sonra yola çıkarken bıraktığımız noktadadır; Jovian ile belirlenmiş sınırlarda. Çünkü onun varsayılan yaşam döngüsünde de yapılan pek çok savaş olmasına rağmen bu savaşların hiç birisi Sasaniler ile Romalılar arasında değildir ve diğer savaşları da en azından onun yaşam döngüsünün hikayeleri arasında değildir ve dolayısı ile hangi açıdan bakarsak bakalım günün sonunda başladığımız yere dönmemizde bir gariplik de yoktur. Peki Vahtang’ın yaşadıkları bir rüya veya halüsinasyon muydu? Ona kalsa bence böyle anlatmazdı. Fakat aktarıcı üstten görebiliyordur olayları ve dolayısı ile içerik itibari ile de çağdaşı değildir yaşananların ve ama  bir hedefi vardır, göklere çıkarır ve sonra aralara serpiştirdiği iğnelerle balonu ustalıkla patlatır ve bizi gerçeğe döndürür. Sonra tekrar uçurur ve sonra tekrar patlatır. O da biliyordur böyle olmadığını. Yine de yerden yere vurmakta cömert davrandığı Vahtang’a kıyamaz bir noktada ve onun ağzından, Sind kralına, “Persler dinini kabullenmese de ve ona düşmanlık yapsa bile gene de yardım edeceğini,” söyletir, çünkü akrabadırlar da. O kadar da kötü çocuk değildir, sonuçta.

*

Mirdat’ın yakalanıp, götürüldüğü Bağdat’ta ölmesi ile  Kartli’deki bütün Kiliseleri, Pers ateşe taparlar ateşe verdi. 3 yıl geçti. Sasanilerin   kralı Doğu’sundan gelen düşmanla meşguldü. Kartli aznaurları tutsak Mirdat’ın yeğeni, Tridat’ın oğlu Archill’i getirdi ve Mtskheta’da kral ilan etti.  Greklerin kralı Jovian soyundan Maria isimli bir kadınla evli olan Archil, haçları geri getirip, kiliseleri süsledi ve Persleri düşman ilan etti. Kartli, Rani ve Movakan ile birlikte Pers eristavisi hakimiyetindeydi. Eristavi bu bölgeler ile Azerbaycan’dan topladığı askerler ile Archil’in üstüne yürüdü. Kartli-Rani hududundaki Berduji nehrinde çarpıştılar. Tanrı’sına inancı ile Archil düşmanı yendi ve Rani’yi ele geçirdikten sonra bütün Kartli’ye haberciler yollayıp, ilahi zaferi müjdeledi. Mtskheta’da Aziz Stephan için kilise inşa ettiren Archill, Aragvi geçidini kulelerle güçlendirdi.

 

Archill’in babası gibi cesur, korkusuz ve dindar yetişen oğlu vardı;  Mirdat.  Sasani hükümdarının  doğusundaki Hind,Sind ve Abash kavimleri ile savaşta olmasından faydalanarak kendi kuvvetleri ile Rani’ye saldırdı. Direnemeyen Barzabod teslim oldu. Babasını ikna eden Mirdat, Barzabod’un güzelller güzeli kızı Sagdukt ile evlendi ve böylece Kartli ve Rani arasına barış geldi. Mirdat ile  Shamsvilde’ye yerleşen Sagdukt burada Hristiyan inancını öğrendi ve ateş tapınmacılığı terketti. Arcil’in krallığı boyunca, Iona, Grigol ve Basil adlı piskoposlar  sıra ile vefat etti. Basil de ölünce, Archill Mobidan’ı (Nestoryen Mukid) piskopos atadı. Pers kökenli bu adam dışardan Ortodoks görünse de içten inançsız bir adamdı. Onun gizli gizli yazdıkları  gerçek piskopos Michael  tarafından yakıldı. Piskopos Michael gelecekte,  Kral Vahtang’a küstahlık yaptığı için görevden uzaklaştırılacaktı. Archil vefat ettiğinde oğlu Mirdat kral oldu. Sagdukt’tan iki kızı ve bir oğlu oldu. Oğullarına Persçe isim verdiler :Varang-Khuasro-Tang.  Gürcüler ona kısaca Vahtang dedi.   Doğumu sevinçle karşılanan Vahtang, yedi yaşına geldiğinde babası vefat etti. Ateş dinini terkettiği için de endişeli olan annesi Sagdukt, artık onları koruyacak kimse olmadığı için babası Barzobod’un eski düşmanlıkları hatırlamasından korktu ve babasına gidip ona yalvararak , hem yeni dinini hoş görmesini ve hem de henüz çok genç oğlunun Kartli’deki haklarını Sasani hükümdarının gözetmesini istedi. Barzobud, kızının yalvarmalarına dayanamadı ve “Gürcülerin dinine karışmayacağız ama senin için ateş rahipleri göndereceğiz ve Gürcülerden senin dinine geçmek isteyen olursa sen engel olmayacaksın,” diye şart koştu. Böylece piskopos Shinkaran liderliğindeki ateş rahipleri Kartli’ye gelip, Mogvta’ya yerleştiler ve Sagdukht krallığını babasının gücü ve yardımı ile yönetti. Barzabod öldüğünde, Persler Sağdukht’un erkek kardeşi Varaz-Bakar’ı kral yaptılar. O arada Vahtang’ı yetiştiren Saumag’da vefat etti. Sasani hükümdarı ona yeni bir eğitmen atadı : Juansher.

 

Ateş-taparların yüksek rahibi Binkaran, inancını Gürcülere  vaaz etti ama az sayıda insan dışında sözlerine itibar eden olmadı. (Türkçesinde halk tabakası arasında hızla yayıldı ama elitler pek itibar etmedi.)  Kraliçe Sagdukht az da olsa insanların ateş dinine geçmesine üzüldü ama Perslerin korkusundan bir şey yapamadı. Piskopos Mobidan vefat edince Greklerden Michael’i göndermelerini istedi. Kartli’ye gelen Michael Binkaran ile mücadele etti ve ( Mtskheta’da Ghtaelise denilen Samtavro kilisesinde) Kartlilere gerçek inancı öğretti ve ateş dinine dönenlerin çoğunu geri kazandı.

 

Vahtang 10 yaşına geldiğinde, Oset orduları Mtkvari’den Khuani aşağısına kadar ki Kartli’yi ele geçirdi. Kaspi kalesini yerle bir ettiler ama diğer şehir kalelere girmediler. Kaspi’de ki Vahtang’ın 3 yaşındaki  kızkardeşi Mirandukht’u kaçırdılar.  Kartli, ve Kakheti ve Klarjeti ve Egrisi vadilerini ele geçirdiler*, Rani ve Movakan’ı işgal ettiler, bu yerleri ele geçirdikten sonra, Derbend kapılarından Derbentlilerin de yardımı ile Osetya’ya zafer içinde döndüler. Grekler o vakitler Egris-tsqali nehrinin aşağısına kadar ki topraklara sahipti (teorik olarak Oçamçıra güneyi). Abhazya’dan geldiler ve (Egristsqali’den) Tsıkhe-goji’ye  (Arkeopolis) kadar ki yerleri zapt edip, yerleştiler. Elem ve stres içerisindeki Gürcüler, “günahlarımızın çokluğundan oluyor bunlar,” dedi, “o yüzden Tanrı bize yabancı kavimlere esir olarak veriyor.”

 

Bu olayın tam olarak hangi olay olduğu bilinmiyor. Osetlerin ele geçirdiği dediği  Kartli, Kakheti, Klarjeti (Artvin) ve Egrisi Türkçe çeviride Osetlerin hiç girmediği bölgelerdir ama kastedilen Egrisi eğer yukarı Lazika ise Yukarı Lazika ve Klarjeti (aşağı Lazika)  Marcian’a atfedilen ama yine de tartışmalı olan 449 Lazika seferi ile alakalı olmalı.  Abhazya’dan gelen Grekler Lazika’ya yerleşti gibi.  Öyle ise, Osetlerin  de  Rani- Movakan (Dağıstan- K.Azerbaycan)  hattından Kakheti’yi de ele geçirmiş olması  şeklinde okumak gerekebilir. Ama tabi Osetten kastedilenin Hunlar mı kuzey Kafkasyalılar mı olduğu da tartışmalı.  

Gürcüler yeterince dindar olmayan eski krallardan Varaz -Bakar yüzünden ellerinden kopan Klarjeti’den bahsedip, dövündükten sonra mevcut kralları henüz bir çocuk olduğu için ne  Osetlerden intikamımızı ve ne de Greklerden de topraklarımızı geri alacak bir şefimiz yok derler.

 

Michael’dan ilahiyatı ve çevreleyen rahip ve elitlerden öğretilmiş çaresizliği öğrenerek büyüyen Vahtang, Kartli’de çok sayıda ateş tapar olmasından son derece üzgündü. 15 yaşına geldiğinde Kartli asillerini topladı. Yüksek tahttan aralarında öğretmeni Juansher’in de olduğu  aristokrat ve beylere, binler ve yüzler komutanlarına, diğer savaşçılara hitaben yetişkin ve bilge adam gibi konuştu ve o güne kadar ki Kralların başlarına gelen işlerin insanların Tanrı’ya adanmışlıkta ihmalkar davranmalarından kaynaklandığını hatırlattıktan sonra, genç ve tecrübesiz olmasına rağmen atalarının onlara yaptığı iyilikleri düşünmelerini istedi ve hizmetine girmeyi kabul ederlerse,  ve Tanrı da yardım ederse, onlara atalarının atalarına  verdiğinden daha fazla iyilik ve ünvanı bağışlayacağını vaad etti. İlk hedefleri ülkelerini işgal eden ve onları derin kedere boğan Osetya olacaktı.

 

Juansher söz alıp, günahkarlıkları konusunda genç krala hak verdi ve onda şimdiye kadar ki kralların hiç birinde olmayan bir cesaret , ışık ve bilgelik  olduğunu hakkında iltifat ettikten sonra, kibarca henüz bir birliği, orduyu ve savaşı yönetecek kadar büyümediğini ve hala annesinin ilgisinde olduğunu hatırlattı , üstelik ona “Tanrı korusun!” bir şey olursa, Kartli’de onun yerini kim dolduracaktı?  Fakat Osetya’ya bir sefer düzenlemek ve genç prensesi kurtarmak da elzemdi. Juansher genç kraldan annesinin de fikrini alarak,  içlerinden birisini komutan olarak seçmesini rica etti ve tüm eristaviler , beyler ve askerler  Juansher’i destekledi. Ancak Vahtang bu savaşa komutanlık yapmakta ısrarlı idi.  Dayısı Rani eristavisi Varaz-Bakar’a haber yollayıp, destek istedi.

 

Kartli’nin bin atlı (Tr. 100 bin atlı) ve 60 bin piyadesi ile  Varaz-Bakar’ı yolladığı 12 bin atlıyı Aragvi kıyısında sıralanmış gören Vahtang sevinçle kasabaya döndü, yokluğunda idare etsinler diye idareyi annesi Sagdukht  ile ablası Khuarandze’ye bıraktı. Ve sağ dönmezse ablasının Rev ailesinden Mirian ile evlenmesini vasiyet etti. Triati’ye kamp kurduğunda, Kafkas kralları da 50 bin atlı ile ona desteğe gelmişti. Hazarlardan da aldıkları destekle toplanan Oset ordusu Gürcüleri  Darialan ‘dan  geçerek Oset vadisine akan nehirde bekliyordu. Bu nehrin ismi de Aragvi’dir çünkü Oset Aragvi’si (Terek) ile Kartli Aragvi’si aynı dağdan doğar. Ordular nehrin karşılıklı yakalarında durdular ve geçitleri kapatıp, yedi gün beklediler. Sadece bumberaziler ( kahramanlar) aralarında boğuşuyordu. Osetlerin müttefiki Hazarların arasında bir goliath vardı,ona Tarkhan diyorlardı. Tarkhan ileri çıktı ve bağırarak düello istedi.  Vahtang’ın Pers müttefiklerinden  aslanları çıplak elle yakalaması ile meşhur, yenilmez Parsman-Parukh öne çıktı ve Tarkhan’ın tek kılıç darbesi ile düştü. Vahtang ve adamları üzgün, askerler az önce gördüklerinden şoktaydı.

 

Ertesi gün Tarkhan tekrar düello istedi. Ancak kimse gönüllü olmadı. Bütün gece dua etmiş olan Vahtang kimseyi dinlemeden öne çıktı ve dualar ederek ilerledi. Devler ve canavarlarla savaşmaya alışkın Tarkhan gençlerle dövüşmediğini ama ısrar ediyorsa kendisini küçülteceğini söyledi.  Vahtang ilk mızrakla Tarkhan’ın güçlü zırhını delip, onu böğründen vurup, öldürdü. buradaki kelimede kararsız kaldım, normalde sırtından vurdu demem gerekiyor ki anlamı tarkan döğüşü reddetti oluyor.  Türkçe çevirisi belinden vurdu der, bu da sırttan vurdu anlamına gelir ve tarkan döğüşü reddetti anlamı çıkar. Böyle bir savaş olmadı ve folklör kabul edilir ise de, Vahtang’ın biyografisi aralara serptiği iğneler yüzünden yazarını daha çok merak ettirdiğinden not düştüm.

 

Ertesi gün Osetlerin Baqatar Vahtang’ı düelloya davet etti.  Kral ve halkının tek umudu olduğu için suyun karşısına geçemeyeceğini söyleyen Vahtang onu kendi kıyısına çağırdı ve biraz zorlandı ama  kalkanı kaplan derisi ve zırhı inancıyla kuvvetlendirildiği için Tanrı’nın yardımı ile çizik bile almadan Baqatar’ı da öldürdü ve ardından ordular çarpıştı , Osetler kaybetti ve kaçtı. Vahtang’ın manevi kardeşi Saurmag oğlu Bivritian prensi Artavaz savaşta onu hiç yalnız bırakmadı ve daima birlikte savaştı.  Savaş sona erince yaralarını sardılar, ileride takas etmek üzere Oset esirler alan  Gürcüler, Oset nehrinin (Kuban) Jiketi ile hudut olduğu diğer tarafındaki Peçeneklerin ülkesine girdiler. Çok sonraları Türkler Peçenekler ile Jikleri  buralardan çıkardı ve Peçenekler  batıya ve Jikler Abhazya sınırları ötesine yerleşti .

 

Vahtang, Peçenek ülkesi  ile Jiketi’yi yerle bir ettikten sonra, dönüşte, Osetya’ya yaklaştı. Oset kralı kaçtı ve Kafkas dağlarındaki kaleye saklandı. Vahtang’a elçiler gönderip, barış istedi. Vahtang’ın kızkardeşine karşılık isim isim listelediği otuz bin (esir) Oset’i istedi.  Vahtang kızkardeşine karşılık 30 bin Oset’i salıverdi. Ayrıca Osetlerin 6 sene evvel esir aldıkları Gürcülere karşılık aynı sayıda ilave Oset esiri salıverdi. İlaveten Osetlerden alacağı bir rehine karşılık 38 bin Oset’i daha serbest bıraktı.  Kartli’ rakamla 58 bin 300 esir almıştı. Takas ve fidye ile salınanlardan sonra 6 bin 58 esir kaldı ve Peçenek ile Jikler bu sayıya dahil değildi. Tüm bu işler 4 ay içinde gerçekleşmişti. (Erm tarihinde bu Abhazya seferidir Türkçe dipnotta)

 

Vahtang, Pers ve Kafkas müttefiklerini hediyelerle yolcu ettikten sonra, kızkardeşi Mirandukht ile kalan esirleri Darial geçidi üstünden (Kartli’ye) yolladı ve  ordusunun başına geçip Abhazya yoluna ilerledi.  Greklerin kralı büyük Leon, Perslerle savaş halindeydi ve buraya asker gönderemeyeceğini bildiği için korkusuzca Abhaz kalelerini almaya başladı. Üç yıl içinde, Vahtang, Tsikhe-Goji’ye kadar ki bütün Abhaz kalelerini aldı. Sonra başkenti Mtskheta’ya döndü.

 

Annesi, kızkardeşleri ,  ve tüm halkı onu sevinçle karşıladı.  Vahtang, ganimetinden dayısı Varaz-Bakar’a da ayırdı ve ona bin köle, bin at, bin kısrak dahil pek çok hediye gönderdi. Pers kralına 10 bin köle, on bin at ve 10 bin kısrak gönderdi. Hediyeleri Pers kralına Ateş rahibi Binkaran götürdü ve Pers Kralından kızı Balendukht’u Vahtang’a istedi.  Evliliği onaylayan Pers kralı kızının çeyizi olarak, Somkhiti’yi verdi ve ona, “Varang-Khuasro-Tang, Ormisd’den Kafkasya’ya kadar ki kralların büyük kralı,” diye hitap eden mektup göndererek  diğerlerine üstünlüğünü vurguladı. Ve ardından Vahtang’dan Persia’ya savaş açmış Greklerin kralıyla savaşı için askeri yardım istedi. Vahtang,  Kafkas krallarının orduları ile birlikte  Mtkavari (Kur)  nehrinin iki yarısında iki yüz bin adam topladı. Ve onlar Pers kralının emri ile Vahtang’ın dayısı Rani eristavisi Varaz-Bakar emrine girdiler. Varaz-Bakar’da da Rani, Movakan ve Azerbaycan’dan toplam iki yüz bin  süvari vardı.

 

Açıkcası Sasanilerle Romalıların pek çok savaşları var ama bu tarih aralıklarında adamlar süt -liman, hiçbir şey bulamadım. O yüzden detaylara girip de sizi yormayacağım. Anlatıcı överken yerme geleneğini bozmaz; 22 yaşında, uzun boylu, bir atı omuzlarına kaldırıp, Mithskheta’dan Armazi kalesine kadar sırtında taşıyabilecek kadar kuvvetli, bir evin bir oğlu, ailesinin göz bebeği  Vahtang’ savaş ortasında taraf değiştirip, Grek saflarına geçer ve bunu da gizlice Pers ordusunun katlini planlayarak yapar, ve bu fena işteki rolünün de asla bilinmemesini Grek imparatorundan özellikle rica eder. Böyle bir savaş zaten hiç olmadığı için;  Vahtang 446-499’da yaşadı, 22 yaşına geldiğinde sene 468 oluyor, anlatıcı taraftır ama neden ve  ne anlatmak istemektedir, muallakta. . Seferberlik rotasına baktığımızda da genel yorumlara katılamıyorum- herşeyden evvel ortada tartışacak bir şey yok. Böyle bir savaş -seferberlik yok çünkü. Ama olsa idi, - yumurta taze mi bayat mı anlamak için tavuk olmak gerekmiyor prensibini kullanıyorum : Mtshketa’dan Erzurum’a oradan bir şekilde  Gregory Naziansus’un mezarının olduğu  Kapadokya’ Andziadzor’a ( sözcük oyunu) , Malatya’ya oradan Trabzon’a oradan da İstanbul’ kapısına dayanıp sonra da Grekler İstanbul’dan büyük bir ordu ve donanma ile çıkmış üstümüze geliyormuş diye koştura koştura oradan uzaklaşamazsınız.  Zaten beş günlük tam yol güney yapınca İzmir’e geliyor, biraz doğu yapsa Tuz gölü var..   Fakat istikametini Pont’a yöneltti derken, PONTUS denizi yani Karadeniz’i değil de yazar eğer Pontiff/pontifix kastetmiş ise eğer, o zaman hikaye değişiyor. Çünkü neden, aktarıcı hikayesinde Vahtang’ı Antioch’daki Peter Fullo ile buluşturmak istiyor. Ve geleceğin imparatoru Zeno da Şark orduları komutanı olarak orada. Uğradığı her yer de yolu üstünde. Hatta Konstantin’in şehri Constantina da. Deniz derken kastettiği Fırat veya Dicle olmalı diyoruz hem de emin şekilde çünkü ardından Greklerle barış etsinler diye konuştuğu akrabası Pers hükümdarı ona Nuh zamanından beri denizin bu yarısı bizdeydi, der, ve kastettiği deniz asla Ege ya da Akdeniz değildir ve miras şablonu ile de uyumludur.  Ve o zaman, Grekler İstanbul’dan büyük bir ordu ve donanma ile yola çıkmışlar cümlesi de mana kazanır, en azından aktarıcı  biliriz ki Constantina ile Constantinopol arasında bilinçli fark koymuştur, anlaşılmayı bekliyordur diye düşünüyorum. Vahtang ile ne alıp veremediği var, onu da çözcem az kaldı.  Artık  Vahtang’ın arabulucuğu ile antipater Leo imparator adına anlaşma yapmaya izinlidir : anlaşmaya göre Cezire’nin 5 kasabası ve  Sikilia (Cilicia?)Perslere ve Filistin ile Jerusalem Greklere iade edilir ve böylece aktarıcının diliyle Jovian’ın Perslere terk ettiği eski sınırlara (363) dönülmüş olur.

 

Kuzeyde de fazla bir şey değişmez aslında. Tüm Kafkasya’yı kasıp kavuran ,hatta Greklerin kralı yardımı ile Armageddon’u da canlandıran Vahtang’ın elinde günün sonunda hala Mtkseta merkezli iç Kartli vardır sadece.Greklerin kralı İskender günlerinden beri bizim olan Abhazya’dan çık .Kızımız Helen ile evlendiğinde sana bir kısmını ; Egristsqali-Klisura arasını çeyizi olarak vereyim der. Çok istediği Klarjeti’yi de verecektir. 

 

“Greklerin kralı , Kartli’nin tamamı (İç Kartli ve  kısmen Pers Kartli’si olması lazım)  yanısıra, Tukharisi kalesi bütün Klarjeti’yi , denizden Arsiani dağlarına kadar ki toprakları ve ayrıca Ghado dağı eteklerindeki vadileri Vahtang’a  yazıya dökmeden, sözlü olarak  verdi.”  Vahtang,  Klarjeti merkezinde ,Artanuji kasabası yakınlarında geniş bir kaya buldu. Manevi kardeşi Artavaz’ı çağırdı ve onu eristavi yapıp buraya bir kale, manastır ve bir kilise  yaptırmasını söyledi.  Greece’de gördükleri gibi bir manastır inşa ettiler. Artavaz’a Persler bizi işgal ederse, buraya saklanacağız dedi. Böylece Artavaz Artanuji kalesi ile Opiza manastırını , ayrıca Babameri, Bidonia ve Akiza’da birer kilise inşa ettirdi ve Akiza kalesini güçlendirdi. Mstkheta’ya dönen Vahtang sevinçle karşılandı. Kurtaslan veya kurt kafalı anlamına gelen Gorgasali lakabını şimdi Perslerle yapacağı savaşta giydiği zırh veya miğferin arkasında aslan ön tarafından kurt motifi olduğu için  kazanacaktır. Şahsen aslanın arka motif olmasını ardında bıraktığı Persliğine yorumluyorum.  Savaş doğuda gerçekleşir ve batıya sıçramaz: Vahtang, 120 bin adam ve 100 bin  piyade ile Dighomi, Kartli’nin güney kapısında bekliyordu. Persler Tskhenisterpi’de kamp kurdu. Vahtang askerlerin rahatça geçebilmesi için Mogveti köprüsünü genişletti. Kral ve  ile Juansher Mtskheta’da kaldı ve Nasra ile Mirdat  Armazi eteklerindeki Somkhiti (Armenia)  ve Kartli’deki  askerlere komuta etti.  Persler Armazi’ye geldiğinde Vahtang’ın askerleri Mtskheta’dan ayrıldı. Persler Mtskheta’ya geldiğinde Vahtang’ın adamları Aragvi nehrinde onlarla çarpıştı…… Pers kralı,  Rustavi’den Tiflis’e çekilerek Kala vadisinde kamp kurdu. Vahtang’ın kampı Jachvi’deydi. Oda kıymetli hediyeler gönderdi. Vahtang ertesi gün, antipatrice Leon ile buluştu. Leon ondan Persler ile Grekler arasında arabuluculuk yapmasını istedi.

 

 Pers-Grek anlaşması ise, yazıya döküldükten sonra Perslerin kralı Vahtang’dan, doğusundaki kavimlerle savaşında yardım ister. Antipat Leon Vahtang’ı yardıma teşvik eder ve kendisi de bir ordu ile ona katılır. Doğuya yola çıkmadan önce Vahtang ülkesinde bir takım düzenlemeler yapar : Beş yaşındaki oğlu Darcill’e taç giydirip, kral yaptıktan sonra ,  Juansher’i  iç Kartli  egemeni ve eristavi eristaviler eristavisi; Demetre’yi  Kakheti ve Kukheti eristavisi, Grigol’u  Hereti eristavisi,  Nesran’ı Khunan eristavisi, Adarnese’yi Shamshvilde eristavisi, Samnaghir’i İç Egrisi  ve Svaneti eristavisi, Bakur’u Margvi ve Takveri eristavisi yaptı ve oğlu Dachi’yi onlara emanet edip,  “avlanmak ve koyun yetiştirmek için uygun bir yer olan Ujarma’da bir yer inşa edin ve Kral Dachi’yi buraya getirin,” dedi.  Yeni edindiği batı illerindeki  Klarjeti eristavisi Artavaz, Tsunda eristavisi  Nasra, Odzrkhe eristavisi Bivritian ve baş mabeyinci Saurmag’ ise 10 bin seçkin atlı asker ile ona katılır. Zaferler zaferleri takip etti.  Nihayet yurda dönme vakti gelmişti. O arada eşinin vefat haberi yayılır. O güne dek Greklerin evlilik teklifini geriye atan Vahtang;  Pers eşi vefat ettikten sonra ,  Perslerden gelen dünürlük yenileme tekliflerine Greklerden bir nişanlım var diyerek sıcak bakmaz, ancak imparatorun ailesinden Helen ile evlenebilmesi için hala tamamlaması gereken işler vardır.(Herkül’ün 12 görevi)  Bunlardan birisi de Konstantin’in şehri önlerinde söz verdiği gibi Gregory’nin müridlerinden Peter ile Samuel’i Hristiyan kurumsallaşmasını yerleştirmek için Kartli’ye götürmektir. Çocukluğundan beri tanıdığı piskopos  Michael bu duruma tepki verir ve Vahtang’ı dinden dönmek ile kınayıp, ateşe tapmak ile suçlar, ardından atından inmesine yardım ettiği Vahtang’ın kasıtla düşmesine sebep olur. Yere düşen Vahtang’ın kırılan dişi Konstantinopol patrikliğinin Michael’i itaatsizlik yapıp, ilk kanı dökmekle suçlamasına yol açar. Michael’dan piskoposluk cübbesini çıkarması istenir. ( Michael ile Peter’in haçları arasındaki fark ilkinin diofizit, diğerinin monofizit olması ile açıklanır)

 

 Herşeye rağmen Vahtang aldığı karardan pişmanlık duymaz ve Ateş’e karşı dayanıklılığını ve öncekine üstünlüğünü test ettiği Peter’in Haç’ına tüm samimiyeti ile inanır ve bir gün inandığı Haç’ın kudretini Pers akrabalarının da hissedip benimseyeceğini umar ama bu arada biraz da Haç’ının ne kadar kudretli olduğunu ispat için, kendisini Bizans’ın doğu  kapısının koruyucusu gibi görür ve güçlenip, tehdit oluşturduklarında Perslere,” önce beni yenmeniz gerekir,”  demekten de geri durmaz.  Kötü bir adam mıdır? Aktarıcı ona biraz kızgın belli ama yine de,  Pers niteliklerini öne çıkardığında aslında o kadar da kötü bir adam değildir. Hırslarına rağmen ilk eşine sonuna dek sadıktır. Ve aslında hırslı demek de belki doğru değildir.  Sasanilerin gerçekliğine uygun mu bilmiyorum ama kadın idareciler ile bölgesinin hiçbir problemi yoktur. İdareyi bazen annesine bazen ablasına hem de hiç tereddüt etmeden  bırakır.  Pers akrabalarına da sadıktır aslında ama beki cariye’den doğma bir soydan geliyor olmanın handikaplarını yaşamaktadır. Zaten aktarıcı söyletir de Pers kralına : “ ilk doğandan gelmeyim, o tahtta ben oturmalıydım.”  Ve sonunda tacını yine de Pers eşten doğma oğluna emanet edecektir. Bu motifi bir sonraki yazıda Archil de tekrarlar. Abhazyalı Leon’a  kayınpederi de olan merhum son meşru Kartli kralı abisi Mihr’in kadim tacını değil, Greklerin kralının gönderdiği Grek tacını verir misal ve gerçi hangi Kartli diye sordurtur da bir yandan ama sonuç değişmez-kimlik ayrımı vurgusu vardır bir şekilde.  O yüzden, bir noktada Çaçhaliya’nın kitabına da bağlamam gerektiğinden, yazıların otantikliğine zaten yorum yapamam, ama düz okur gözüyle fikrimce belki bir imaj oluşturacak şekilde implantlar, belki ama, metinlere serpiştirilmiş olabilir- ama şahsen bunun Abhazya’yı silmek veya yok saymak için olduğu fikrine kesinlikle katılmıyorum, ama varsa bu implantlar İç Kartli’ye bir kimlik kazandırmaya çalışıyor diye düşünüyorum. Tabi KT için, dışındaki tartışmalar bana göre KT’nin amacı değildir.

 

Ölüm döşeğinde ilk eşi Pers prensesden oğlu Darci’ye tacını bırakırken, Vahtang, Greklerden ve Peter’in dininden ayrılmamalarını vasiyet eder ve Tasiskari ile Tusunda’dan Somkhiti ve Bizans sınırına kadar ki mülklerini,  ve ayrıca Abhazya ile hudut olan Egris-tsqali ve Klisura arasındaki toprağı Helen’den olma oğullarına verdiğini çünkü bu toprakların zaten Helen’e ait olduğunu söyler. Dachi’ye, “sen kral ol ve kardeşlerinin soyları  senin eristavilerin olsun,” diye öğütler.  Helen’den doğma iki oğuldan Leon bir süre sonra vefat eder, ve Mirdat da sonra Darchi’nin teklifi ile  kısmen  toprak takasına gider. Greece ile (Abhazya mı?) hudut olan annesinin payı Egris-ts’q’ali - K’lisura arasını Darchi’ye verir ve karşılığında, Paravani’den  Mtkvari ‘ye kadar ki Javakheti’ ile T’asisk’ari’den  the Sp’eri denizine (Paravani gölü? Karadeniz? )  kadar ki toprakları alır.

 Darcill babasının vasiyetine uygun olarak Peter’in öğretilerinin promosyonunu yapar ancak bu sebepten  Kakheti ile problemler yaşar.  Torunu Parsman rejiminde Kartli tekrar Pers nüfuzuna girer ancak Klarjeti  ile (Grek) Mirdat’ın toprakları bu nüfuzun dışında kalır ve devamında Kartli,   Persleri seçen Darchi oğulları ve  Grekleri seçen Mirdat oğulları olarak tekrar bölünür. Takip eden Bakur rejiminde güneydoğu Kafkasya’dan yavaş yavaş zerdüştlüğe dönüş başlar ; Bakur vefat ettiğinde çocukları küçük olduğundan ailesi Kakheti’ye çekilir ve Persler boşluğu doldurmak için ilerler ve İberia, Armenia ile Aspuragan’ı işgal eder. O esnada kuzeyden Türkler (Hazarlar?)  Persia’ya saldırır ve Grekler de Mezopotamya’dan Persia’yı karşılar. Kartli eristavileri bir araya gelip Greklerin kralından onlara kanlarından  bir kral atamasını talep eder, böylece Vahtang Gorgasali’nin Grek eşi Helen’den doğma oğlu Mirdat’ın (anne tarafından)  yeğeni, Klarjeti ve Javakheti idarecisi Guaram,  kuropalate titri ile Kartli’nin yeni kralı olur ve Mtskheta’ya yerleşir ve ardından imparatordan aldığı emirle Kafkasya’dan asker toplar ve Adarbadagan’ı Perslerden alır. Böylece teknik olarak Azerbaycan dahil bütün bölge Bizans kontrolüne girmiş olur.   

580 yılına geliriz. İmparator Mauricius’dur

 

İmparator Mauricius Behram-ı Çübin’in isyanı nedeniyle Roma’ya sığınan devrik Sasani hükümdarı II.Hüsrev ile iyi ilişkileri olan bir hükümdardır. Onun tahtına dönmesine yardımcı olur ve bu arada Pers nüfuzunu güçlü hisseden Kartli ‘nin özgürlüğü için pazarlık yapar. Her eristavinin kendi bölgesinde özerkliği ve kendi mülk ve titrini miras bırakma hakkında uzlaşırlar ve böylece Perslerden özgürleşen Kartli kralları Guaram’ın  Bizans’a bağlanma kararı alması ile idari bağlamda Guaram üstünden Bizans tebası olur. Guaram ölünce oğlu Stepanoz başa geçer ancak o Kral titri yerine eristaviler eristavisi (beyler beyi) ünvanını kullanır. Dinsiz ve inançsız olarak anılır. Bizans’da bir darbe ile Mauiricius tahttan uzaklaştırılır ve Phokas yeni imparator olur. Pers II.Hüsrev kardeşi gibi gördüğü Mauricius’un intikamı için Bizans’a savaş ilan eder ve Stepanos Persia’ya katılır. Jerusalem’e giren Persler Kutsal Emanetleri Persia’ya götürür. Popülaritesini kısa sürede yitiren Phocas’ı deviren Heraclius (610-641)  yeni imparatordur. Batıdan getirdiği Türklerle Jerusalem’den çalınan Hayat Ağacı’nı geri almak için önce Kartli’ye giren Heraklius, Tiflis’den Kakheti’ye geçer ve oradan da güneye inip Bağdat’ı ele geçirir. Bakur soyundan Adarnese’yi Kartli’den sorumlu mtavari olarak Tiflis’e getirir ve Adarnase’den sonra görevi oğlu Stepanos alır. Ancak eristavilerin özerklikleri durumu değişmez.  O esnada Heraclius’un çok zayıflattığı Sasanilerin yerini almak için Arabistan ve Yemen’e hakim olan Muhammediler güneyden yükselmektedir. Kehanetler devreye girer, Tanrı Doğu ile Güney’i Haceroğullarına (Sarazenler)  vermiştir.

 

Kartli’nin mevcut Grek eristavisi Stepanos’un da iki oğlu vardır : Mihr ve Archil.   Mevzilerini Araplara kaybederler ve içeriye, Abhazya sınırlarına dahil olduğu şimdiye kadar bir kez vurgulanmış olan KT diliyle yukarı Egrisi’ye çekilirler fakat Abhazya da Grek imparatorluğunun toprağıdır.   Babaları (Grek) Stephanos  Egrisi?  ülkesini ilk doğan Mihr’e ve altın, gümüş ve kıymetli taşlardan oluşuk hazinesini de oğlu Archil’e vermiştir. Archil  bu olaylar olmadan evvel, değerli taşları Kakheti vadisine ve altın ile gümüşleri de Ujarma’ya gömdü. Heracles’in yanında götüremediği için emanet ettiği Kartli ve Javakheti hazinesini ise Gori’de Tontio (Altın Dağ) diye bilinen bir yere sakladıktan sonra Archil Egrisi’ye döndü. Arapların geldiğini duyan herkes Kafkas dağlarına çekilmişti. Darial geçidini ele geçiren Sağır’ın  Kartli’deki kale ve şehirlerin çoğunu yerle bir ettiği duyulunca Kartli kralları aileleri ile birlikte Abhazya’da saklanmak üzere Egrisi’ye gitti.  Sağır peşlerinde Egrisi’deki tüm şehirleri yıktı, Tsikhe Goji’nin üç duvarlı kalesini ve Klisura duvarını yerle bir ettikten sonra  Abhazya şehri Sohum’u da yıkıp, Mihr ile Archil’in bulunduğu Anakopia kalesi önlerine geldi. – demek ki biri kuzeyde -yukarı diğeri güneyde , iki  Egrisi var diyoruz kısaca Abhazya Egrisi’sine çekiliyorlar doğru mu? Sonuç üzerinden ilahi güçlerin de yardımı ile Anakopia’da Araplar püskürtülür ama bu arada Gürcistan ?  Kartli Armenia, ve Ran ülkesinde insan veya hayvanın girebileceği tek bir bina bile kalmaz. (Türkçesinde : Kartli,Somheti ve Ran da taş taş üstünde kalmaz) . (Türkçe çevirisine göre Abhazya eristavisi Abibin’dir?. Buna sonra bakacağım, ismi sonra Leon oluyor, farkın kaynağını buluruz.) Sonuç olarak Mihr ve Archil, Abhazya eristavisi Abibin /Leon  ile birlikte, Greklerin imparatoruna  bir mektup yollayıp performanslarını anlattı.

 

İmparator, Mihr ve Archil’e  iki taç ve bir (atlı) araba yolladı ve, “Kartli’de hüküm sürün. Cesaret ve bilgelik sizinle olsun. Haç’a adandığınız için bizimle birlikte eziyet gördünüz ama bizimle birlikte yükseleceksiniz de.  300 yıl geçene kadar mevkinizde kalın, 250. yıllarında, onların krallığı bölünecek ve, 300.yıl dolduğunda bizim krallığımız güç kazanacak ve o zaman Hacer oğullarını yıkacak  ile onlarla birlikte yükselenleri indireceğiz ve bizimle olanları yükselteceğiz, “ diye yazdı. Ardından Leon’a bir mektupla;  “Kartli topraklarındaki hasara üzüldüklerini ve Mihr ile Archil’in atalarının Vahtang’tan beri  Roma’ya hizmet ettiğini ,” hatırlattıktan sonra, şimdi Egrisi’de yaşayacak Mihr ve Archil için : “bizim bu insanlarla uzun bir geçmişimiz var ve şimdi ülkeleri büyük hasar içerisinde. Onlar Egrisi sınırları içerisinde yaşadıkları sürece ve hatta Egrisi’den ayrıldıklarından sonra da, onları nezaketinle onurlandır ve hiçbir zaman onları(n haklarını) ihlal etme,” mesajını yolladı.

 

Devam eden savaşlarda ağır yaralanan Mihr ölüm döşeğinde kardeşi Archil’den kendisini atalarının yanına gömmesini ister. Yedi kızı vardır, onlar için uygun birer eş ve çeyiz tayin etmesini vasiyet eder. Egrisi, Svaneti, Takveri, Argveti, ve Guria’yı Archil’e ve Klarjeti ile Mtiuleti’yi kızlarına bırakır.  Eristavileri toplayan Archil, yeğenlerinden birini eski Klarjeti ve Javaketi kuropalatı Guaram’ın oğlu ile evlendirir, ikincisini Pers soylu  Trialeti, Tashiri ve Abotsi eristavisine, üçüncüyü Vahtang’ın aristokratları soyundan Nerse’ye, dördüncüyü Adarnasların oğlu Adarnase’ye verir ve Yukarı Kartli topraklarını da Nerse ile Adarnase’ye vaad eder. Beşinci yeğenini  Vahtang’ın dayısı Barda soyundan Pers Varzman ile evlendirir ve Kotman’dan Kurdis-Khevi’ye kadar ki toprakları da kızın çeyizi olarak verir. Altıncı yeğenini Mirian soyundan Juansher ile evlendirir ve Jvari, Kherki, Mtiuleti, Manglisi ve Tiflis’i ona verir. Damatlar Archil’in en büyük parçayı Juansher’e verdiğini görünce biraz üzülürlerse de herkes eşleriyle topraklarına yola çıkar. Archil ardından kendisine döndürülen Klisura’dan Tsikhe-Goji ve  Kutaisi’ye gitmek üzere Abhazyalı Leon’a misafirperverliği için teşekkür eder ve dile benden ne dilersen der. İmparatorun bu arada, Kafkas dağlarıyla birleşen Klisura’dan Büyük Hazarya’ya kadar ki toprakları olduğu gibi ve kalıtsal olarak verdiği Leon, bu iltifatı Archil’in cesareti ile kazandığını söyleyip, adamların, oğul ve kardeş saydıklarınla gel bana katıl, benim olan senin olsun der. Archil yedinci yeğeni Grandukt’u bu sözler üzerine Leon ile evlendirir. Grandukt’un çeyizindeki toprak hakkında yazmamış, kalandan hesaplayacağız artık  erenler! İmparatorun Mihr’ e hediye ettiği tacı da Leon’a verir ve böylece Leo sadece Abhazya’nın değil ama Kartli’nin de kralı olur ama tabi hangisi? Sorusu askıda kalır.   Doğuya devam eden Archil insanları konversiyon için canla başla çalışır. Devamında İç Kartli, sonradan Tao krallığı olacak Javakheti’ ile T’asisk’ari’ zannedersem, Klarjeti ile birlikte sonuçta işgal yolları üzerindedirler. Aynı Archil olması gerektiğine inanılan bir Archil, Tiflis’deki Abbasi emiri elinde şehir edilir. Resmi olarak Abhazya Krallığına girdiğimiz Matiane Kartlisa işte bu damat Leon’un Hazaryalı dayılarının yardımı ile, Archil’in doğuya gitmeden evvel  Vahtang’ın Grek karısı Helen soyundan gelen Guaram kuropalat kızı ile evliliğinden doğma iki oğluna, Juansher ve Jovan’ın mirası olan topraklara  girmesi ile başlar. Bölüm artık Tao veya Tao-Klarjeti’nin görüş açısını yansıtmaktadır ve şimdi Abhazya kuzeyde ve Kartli doğusundadır , ama başka bir zamana, ..

 



Bu yazı 577 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI