Bugun...


Hunca Alp Bosuter

facebook-paylas
MAHABAT TOPLANTILARININ YAPILIŞ ŞEKLİNE DEVAM…
Tarih: 15-08-2022 15:28:00 Güncelleme: 15-08-2022 15:28:00


Değerli büyüğüm merhum Hunca Alp Bosuter zaman zaman yayınlanmak üzere kaleme aldığı yazılarını bana gönderirdi. Gönderdiği yazıları takipçilerimiz tarafından ilgi ile okunur, değerlendirmelerde bulunulur, yeni kaleme aldığı yazıları merakla beklenirdi. Aşağıda paylaşıma açtığım eski yazılarından birini tekrar okuyucuya sunuyorum. Mahabat Toplantılarının nerede ise bittiği, bu toplantılarda nelere kadir olan " Çaapşı Oyunu " unutulmuş hatıralarımızda kalmıştır. Bu güzelliği hatırlatan, öğreten değerli büyüğüm Hunca Alp Bosuter'e Allah'tan Rahmet, mekanının cennet olmasını dilerim. Kültürümüzün maalesef  unutulmuşları arasına giren Çaapşı Oyunu'nu birde merhumun kalaminden okuyalım. 

 

Özen Atsanba

 

MAHABAT TOPLANTILARININ YAPILIŞ ŞEKLİNE DEVAM… 


Mahabatlarda, mevzu konuşma yoksa hemen, yok söz ustalarının yaptıkları münazara varsa eğer, münazaranın sonlanmasını takiben Çaapşı oyununa geçilirdi. Bazen çok iddialı ve konuk konuşmacılar olduğunda bu münazaralar öyle hararetli ve ilgi çekici bir hal alırdı ki, kesintisiz sabaha kadar sürer, kimi zaman Mahabat sonunda oynanan oyunlara bile doğru dürüst zaman kalmazdı.


Çapşı oyununda; öncesinde yapılan Eysra / kapışmada yenilip ebe olan, avucunu açıp galibin vurmasını bekler. Avucuna vurulduktan sonra da, geçer yerine oturur. Ayakta kalan, bir önceki kapışmanın galibi; odadakilerden gözüne kestirdiği kız veya erkek birini temennah yaparak kaldırır. Bu defa Eysra kapışması bu yeni kalkanla ikisi arasında olacaktır… 


Gene kaybeden avucunu açıp vurulmasını bekler... Bu böylece sürer gider…. Basit ve son derece sıkıcı ve sıradanmış gibi görünen bu oyun, kızlı erkekli biri birlerinin avuçlarına vurma imkânı vererek; karşılıklı dostane bir duygu alışverişine başlangıç olur. Öncelerde; yakından tanıdıkları kızlar ve delikanlılar biri birlerini kaldırırlarken, sonra resmi havanın kaybolmasıyla iş; daha yeni tanışların da karşılıklı EYSRE yapıp, biri birlerinin avuçlarına vurmalarına varır. Böylece kız olsun, delikanlı olsun, Eyserede biri birlerinin yeteneğini sınama imkânını yakalarken, diğer yandan da galibe; bu yarışmanın ödülü olarak karşındakinin avucuna şaplak atma keyfini verir.  Bu ödülün kullanılması sırasında; genç delikanlılar (Arpısçüa) bazen biri birlerine acımasız davranırlar. 
Hele bir galibin; ebenin avucuna ustaca ve bütün gücüyle indirdiği sillenin iyi oturtulmuş şaplak sesi odada çınlarken, karşısındakinin avucunu da kıpkırmızı yapar… 


Bazen kızlarla karşılıklı inatlaştıklarında ( özellikle sezgi ve yeteneği sayesine; kızın üst üste kazandığı eysre kapışmasından sonra birkaç kere kaldırıp alt ettiği delikanlılarla alay eder tavırlar takınmasından doğan inatlaşma sonucu, ebe olan kızın avucuna ilk vurma şansı yakalayan delikanlı, " Sen şimdi yandın" diyerek silleyi çok sert indirip öfke kusacakmış tavrıyla; süsü vererek kolunu yukarı kaldırıp gererek hazırlandığında; korkuyla yüzünü ekşiten kızın avucuna galip Arpısın, son anda hız kesip yavaşça vurması sonucu, daha sille inmeden çığlığı basan kızın komik tavrına odada bir kahkaha kopardı. 


Hasılı Çaapşı, sonrasında yapılacak danslara (Apsuwa koşara) vesile olsun için; katılımcılardan iki gencin arasında, tamamen teatral bir eda ile, yazılmamış ama senaryosu belli, orta oyunu oynarcasına yapılan ve asla aslı olmayan söz kesme merasimine sıcak ve samimim bir ortam yaratmada fevkalâde etken bir aktiviteydi ÇAAPŞI.


Her ne kadar mahabbat toplantılarında yüzük saklamaca ve benzeri sonradan adet edinilmiş ithal oyunlar oynansa da, bu tür girişimler bu toplantıların düzenlenmesi gayesine uymayan, otantik orijinalliğini bozan, biraz da basit eğlenceye boğup sulandıran davranışlardır ve aslı astarı yoktur…

Yoksa, Mahabatların özüne işlevsel uygunluğu olan tek aktivite Çaapşı dır ve daha önce anlattığımız amaçları gerçekleştirir…

Toplanılan odadaki gençler arasındaki tereddütlü ve nispeten resmi hava; çaapşının yakınlaştırıcılığı ile sonlanmış, gerekli kaynaşma sağlanmış ve bir nevi düğün eğlencelerine benzer şekilde, muhtelif milli dansları yapılmasına sıra gelmiştir artık …

Bunun için, yukarıda da belirttiğimiz gibi, tamamen şakacıktan denebilecek şekilde ve güya iki gencin sembolik olan sözlerinin kesilmesindedir sıra…

Genellikle başlarda oturan, usul erkanı bilen bir genç delikanlı, uzun uzun, iltifat ve nezaket yüklü cümlelerle evlenmesinde, akraba, komşu, yakın aile dostu, bir başkasıyla gönül birliği olması gibi sakıncası olmayan, yaş sırasına göre oturan ilk kızı; en başta oturan abla sayılabilen büyükten ister.

Kızın özellikle değil birazda rastgele olabilecek şekilde istenmesindeki sebep; bu talebin ciddi bir amaç taşıdığına yönelik, olası kuşku ve gereksiz dedikoduyu ortadan kaldırmaktır..

Kızlar da; sanki aile bireyleriymiş gibi aralarında meşveret edip, büyük bir sakınca yoksa ve kızın da güya onayı alınarak bu isteğe onay verirler…

Böylece iki genç aralarında, toplantı dağıldığından sonra hiçbir geçerliliği ve ciddiyeti olmadan unutulacak şekilde sözleşmiş olurlar…

Gerekli tebriklerden sonra, artık düğüne geçilebilir ve hızla, Amzırkanın yanı sıra, tahtasıyla (Ağuiy), sopalarıyla (Alabakoarıla) oyun düzeni kurulur ve sabahın ilk ışıklarına kadar; doyasıya ve coşkuyla milli danslarımız yapılır ve iştirakçi gençler bu konudaki hünerlerini, arda bir Ayak parmakları üstünde oynayarak / Yıznızınla; yüşxırtönı yıkoşoo sergilerler…

Dans edişleri sonlanıp dinlenmeye geçildiğinde de, Ev sahibinin (Apfüma) konukları için (rısaskoarzıhanı) hazırladığı; çeşitli meyve kuruları, çeşitli çerezler, fırınlanmış Apsuwa kabağı (Bu kabak, büyük göçte büyük bir itina ile korunarak getirilen, maalesef artık orijinaline pek rastlanmayan, Apsuwaların milli içeceği / Akabadzı yapımında da kıllanılan, kendine özgü bir tür kestane kabağıdır) ve tabii bir de olmazsa olmaz HALÜJ/ içine konan taze kişnişli peynirle tatlandırılmış suda haşlama avuç büyüklüğüne bir tür mantıdan ibaret ikramlarını tüketirken; hem sohbet eder hem dinlenirler… (Halüj orijinalde; mantı gibi yoğurt ve benzeri herhangi bir sos kullanılmadan tüketilir. Tüm lezzetini, içine konan tam yağlı Apsuwa peyniri ve taze yaprak kişnişin bileşiminden alır.)

VE FİNAL;

Artık Mahabat toplantısı sonlamıştır. Hep birlikte kalkılır…

Ayrılmadan önce, katılımcıların sözcüsü / Ayhabı; hane halkı yetkilisine: “Bize değer verdiniz ve üstünüze düşeni bildiğimiz kadarıyla bi tamam yaptınız. Allah sizden razı olsun… Bundan sonra da haneniz minnetten yana yoksun kalmasın / Hara patu haküştseyt… Şüzüknagaz yahdıroo akara yızzegi yıkoaştseyt… Ançüö dışzürazxaayt.. Abri naxıs gi, şüynı patuada yanımxaayt…” diye başlayan uzun uzun güzel ve süslü cümlelerle minnet bildirir dualaşmalarla (Anühe) hep birlikte büyük avlunun sonundaki giriş kapısına gelerek oradan dağılırlar / yışeybakuu Amzırxa atalartaanza yaynı; vaantü yeymlısveyt...

Not: Apsuwalar, örfleri gereği yapılması gerekenleri yapılması zorunlu görev saydıklarından; onlara özel bir minnet bildirmezler…

Yukarıdaki minik örneğime de dikkat edilirse: minnet duygusu beyanı; yapılması gereken ve kişinin üstüne borç olan davranışın yerine getirilerek Apsuwaraya gösterilen özenedir…

 

26.4.2014

Hunca Alp Bosuter

 

 

 

 



Bu yazı 239 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI