Bugun...


Konuk Yazarlar

facebook-paylas
21 MAYIS'A DAİR
Tarih: 19-05-2019 05:38:00 Güncelleme: 19-05-2019 05:45:00


 

21 MAYIS'A DAİR

--------------------------

Bundan 155 yıl önceydi. Acıların, sürgünlerin, soykırımların en acımasızına, en büyüğüne şahitlik etti Karadeniz. Öyle acı çekti ki kızıla boyandı masmavi suları…

 

Yıllarca insan kafatasları, kemikleri, saç sakal kustu kıyılarına. Dayanamadı Karadeniz bu soykırıma. Nasıl dayansın ki! Analar, bebekler, yaşlılar, kadınlar, erkekler dayanamadı bu acıya. Kafkasyalı halkların acısıydı bu. Tüm kardeşlerin haykırışı. Vatan topraklarından zorla gönderilmenin dayanılmaz sızısına dayanamayan bedenler, hastalıkların pençesine düşen çocuklar, yaşlılar, kadınlar… Tutunamadılar yeni hayatlarına. Belki de tutunmak istemediler kim bilir. Kopuverdiler hayattan. Bir mezarları bile olmadı, olamadı. Karadeniz bebeklerimize beşik, atalarımıza mezar oldu. Sürüldükçe sürüldük. Osmanlı’ya geldik, sürüldük. Balkanlara yerleştirildik, oradan sürüldük. Gönen’den, Manyas’tan sürüldük. Kısacası sürüldük de sürüldük. Oysa 301 yıl savaşmıştı atalarımız kahramanca. Bunun 101 yılı ise sürekli savaş haliydi. Analar çocuklarını, kadınlar kocalarını savaşmaya gönderirken içleri kan ağlasa da kahramanca gönderirdi. Üstelik dönmeyeceklerini bile bile. Kendi vatanlarına göz dikenler yüzünden sürüldü atalarımız. Vatanlarını bırakıp Osmanlı Devleti’ne gönderildiler. İçleri kan ağlaya ağlaya geldiler bu topraklara. Bu toprakları vatan bildiler. Gelir gelmez Osmanlı Devleti’nde de cephelere koştular. Üstelik bu ülkenin dilini bile bilmiyorlardı. Sonra Osmanlı Devleti kuşatılınca düşmanlarla bu vatanı kurtarma derdine düştüler. Yine taşın altında atalarımızın eli vardı. Kuşçubaşı Eşref, Ethem Bey, Anzavur Ahmet… Hepsinin de amacı birdi. Hepsinin derdi bu vatanı kurtarmaktı. Acının en ateşlisini görmüşlerdi. Vatan kaybetmenin ne demek olduğunu onlar bilirdi. Bu nedenlerle gözlerini kırpmadan koştular vatan savunmasına. Mondros ateşkes antlaşmasına ilk tepkiyi gösteren ve seferberlik ilan eden, afyonlu tümen birliği komutanı Çerkes Kaseyko Mahmut Bey’di. İlk kuvayi Milliye’yi oluşturan Konya Beyşehir’e Kafkasya’dan sürgünle gelip yerleştirilen Yarbay Nazım Bey ve Süleyman Toydemir Beylerdi. Yunan’a ilk kurşunu atan da İzmir’e yerleştirilen Hacı İlyas köylüleriydi ki (Köy Çerkes köyüdür.) daha sonra köyün adı ilk kurşun köyü olarak değiştirilmiştir. Mustafa Kemal’e 19 Mayıs 1919’daSamsun’a çıkarken tamamı Çerkes olan 200 atlı müfreze ile ilk desteği veren de Samsun’un Kavak köyünden Çerkes Berzeg Ekrem olmuştu. Amasya tamiminde de atalarımız yine ön saflarda yer almıştı. Samsun’dan Amasya’ya Mustafa kemal geçerken yine Kafkas birlikleri komutanı Çerkes Cemil Toydemir’in gönderdiği birlikler Mustafa Kemal’in koruma görevini üstlenmişlerdi. Amasya genelgesine katılan Mustafa Kemal hariç diğer 4 kişi Kafkasyalıydı. Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele ve Cemil Cahit Toydemir çerkes’di. Bu toplantının güvenliğini de yine bizim atalarımız sağlıyordu.

 

Gelelim Erzurum kongresine: yine bu kongrede de 8delege vatan kaybetmenin ne demek olduğunu bilen Kafkasyalılardı. Sivas kongresine katılan 38 delegeden 12 tanesi yine Kafkasyalıydı. 23 Nisan 1920’dekiTürkiye büyük millet meclisinin 120 Millet Vekilinden 25 tanesi Çerkesdi. Yine Karadeniz bölgesindeki Rumlara karşı Berzeg Kazım Bey, Berzeg Ekrem Bey, Zeşo Tahir, Şeton Musa beyler Rumlarla mücadele etmişlerdir. Güney bölgesinde kuvayi Milliye birliklerinde kılıç Ali Bey, binbaşı kemal bey, yüzbaşı kâmil, Yusuf ziya bey, Osman Nuri Aydınoğlu Fransızlarla mücadele ederek yeni vatanlarından düşmanı çıkarmışlardır. Batı cephesinde ise durum yine farklı değildir. Yunana karşı yine o günün kahramanı, adına marşlar bestelenen ancak sonradan ne hikmetse o gün Ethem bey olarak anılıp Ankara hükümetiyle ters düştükten sonra adının başına Çerkes eklenen Ethem Beydir. Yunan’ı yeni vatan topraklarından atmış ve neredeyse tüm iç isyanları da yine o günün tabiriyle Ethem Bey bastırmıştır. Kısacası bizim atalarımız bu ülkenin kurucu unsurlarındandır. Bu ülke Türklerin olduğu kadar bizimdir.

 

Atalarımız bu ülke için savaşırlarken bu ülkenin dilini bilmiyorlardı. Günümüzde ise bizler kendi dillerimizi bilmiyoruz. Peki, bu 155 yılda ne oldu da bizler bu hale geldik? Ne oldu da dilimizi, xabzemizi unutarak başka bir milletin kültürünü benimsedik? Tüm bu soruların cevapları ne yazık ki yine bizim kendimizde ve bizi bu duruma getiren bu ülkenin politikalarında gizli aslında. Sürekli birlik olamayışımızın birçok sebebi var elbette. Dilimize, kültürümüze sahip çıkmamamız sonu hızlandırmıyor mu sizce de? Eğer bir STK’mız bir etkinliğimizde 100 kişiyi bir araya getiremiyorsa! Bir yazarımızın kitabı on binlerce okunmuyorsa! Bir adayımıza yüzbinlerce oy veremiyorsak! Halkımızdan zor durumda olan birini bağrımıza basamıyorsak ölmüşüz de arkamızdan ağlayanımız yok demektir.

 

Artık silkinip kendimize gelelim. Anzavur Ahmet’in, Ethem Bey’in, Rauf Orbay’ın, Kuşçubaşı Eşrefin,2 Mayıs da gönen Manyas sürgününde atalarımızın başlarına gelenleri unutmayalım. Tarihin tekerrürden ibaret olmadığını, tarihin unutulmayacağını ve ders çıkarılması gerektiğini kulak ardı etmeyelim. Birbirimizi destekleyip köstek olmamamız gerektiğini öğrendiğimiz vakit atalarımıza layık bireyler olabiliriz belki. Atalarımızın birlikteliklerini hatırlayınca nereden nereye demekten kendimi alamıyorum. Çünkü onların düşüncelerine göre hepimiz aynıydık. Daha boylara indirgenmemişti kimliklerimiz. Hepimiz kardeştik ve korurduk birbirimizi. Her ne kadar dillerimiz aynı olmasa da kültürümüz çok yakındı ve bu da yeterliydi bu yabancı topraklarda. Siyaset uğruna kimse kimseyi üzmezdi. Üzemezdi. Çünkü yarın öbür gün o siyasetçiler gider, kendileri baş başa kalırdı. Hem ayıptı böyle şeyler. Şimdi bakıyorum da atalarımızdan bizlere ne kaldı diye, çoğu şeyin içinin boşaltıldığını üzüntüyle görüyorum. Nereden nereye demekten kendimi alamıyorum. Bugün bu durumdaysak bizim de sorumluluğumuz var. Hayıflanmakla bu işin içinden sıyrılamayız. Çocuklarımıza kültürümüzü, dilimizi ulaştıramıyorsak bizim de sorumluluğumuz var. Artık devir birlik olma, halklarımızı koruyup kollama, birbirimize sahip çıkma devridir. Amasız fakatsız bir birlik devrine ulaşmak dileğiyle atalarımızın ruhu şad mekânları cennet olsun. Bundan sonra toparlanmamız dileğiyle…

 

KUTARBA PINAR KORKMAZ

 

Dipnot:

Bu yazının tarihi olay örgüsü Ayça Atçı'nın Kâğıttan Gemiler adlı kitabından alınmıştır.

 



Bu yazı 97 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI