Bugun...


Konuk Yazarlar

facebook-paylas
2018 yılında Abhazya’nın bağımsızlık mücadelesi
Tarih: 30-09-2018 16:26:00 Güncelleme: 30-09-2018 16:26:00


Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecinden sonra birliğe bağlı birçok ülke tek tek bağımsızlıklarını ilan etmeye başlamış, birçok Kafkasya ülkesi bu süreçte oldukça çetrefilli dönemler yaşamıştı.

Abhazya, yine Sovyetler Birliği’nden ayrılan ve bağımsızlığını ilan eden ülkeler arasındaydı ki, o dönem bir başka bağımsızlığını ilan eden ülke olan Gürcistan, Sovyetler’de ki eyalet sistemine dayanarak Abhazya’yı kendi topraklarında ilan ederek Abhazya’nın başkenti Sohum’a işgal hareketi başlatmıştı.

Yaşanan kanlı savaşta birçok masum sivil yaşamını yitirmiş, Gürcistan sorumluluk alma yerine pişkince Abhazya saflarında mücadele edenleri günümüzde sıkça kullanılan aşağılayıcı terimler kullanarak suçlamıştı.

30 Eylül 1992 tarihinde Abhazya tarafı 20 binden fazla düzenli ordusu bulunan Gürcistan kuvvetlerini 1 yıldan fazla süren savaşta topraklarından sürmeyi başarmıştı. Bu başlı başına dünyanın en dengesiz savaşı ve kazanması imkansız olan bir tarafın kazanmasıydı. Benzetme yapılması gerekirse dünyada 2 farklı örnek vardır savaşlarla ilgili. İlki Çanakkale savaşıdır. Diğeri ise aynı benzerliği gösteren Abhazya savaşıdır. Bu iki savaşta benzerlikleri bakımından ve ideolojik bakımdan dünyanın en orantısız savaşıdır.

Savaşla ilgili çok bir şey yazmaya gerek yok. Nihayetinde Abhazya’nın bağımsızlık türküleriyle kazandığı savaşı ancak o dönemde yaşayanlar daha iyi anlatabilir. Bu yüzden Türkiye’de yaşayan gazetecilerin mutlaka Abhazya’ya gidip savaş hikayelerini dünyaya açması gerekir. İnanılmaz direniş öyküleriyle karşılaşacaksınız.

30 Eylül 2018 yılına geldiğimizde artık değişen dünyada bağımsızlığın sürdürülebilirliği üzerinde kafa yorup, buna göre tavır alınması gerekmektedir. 2008 yılında Rusya’nın başını çektiği ülkeler tarafından tanınmaya başlayan Abhazya’nın dışarıdan destek almadan, kendi öz nitelikleriyle bu bayrağı gökte tutması gerektiği konusunda muhakkak herkes hemfikirdir.

Abhaz nüfusunun büyük çoğunluğu Türkiye topraklarında, sonrasında Ürdün, Suriye gibi ülkelerde ve tabi Rusya topraklarında yaşıyor. Abhazya’nın kendi iç dinamikleri açısından gücü ve inancı tartışılamaz olsa da dış dinamikleriyle iç dinamiklerinin iletişim ve koordinasyonu batılı ve emperyalist ülkelerin tehditlerine karşı en büyük kalkan olacaktır.

Abhazya’nın dış dinamiklerine baktığımızda bulundukları ülkelerde nitelikli eğitim almışlar, bulundukları ülkelerde önemli konumlar edinmişler. İşte tamda bu yakalandığı an Abhazya tümüyle dünyada bağımsızlığını tümüyle ilan edebilmiş duruma gelir.

Günümüzde en önemli araçlardan olan internet ve teknoloji araçlarının bahsettiğim iç ve dış dinamiklerle kullanılması ve iyi yönetilmesi başarıyı tetikleyen unsurlar olacaktır.

1 yıldan fazla süre gazetecilik yaptığım Abhazya’da gözlemlerime dayanarak kitle iletişim araçlarında yetersiz olduğumuz yadsınamaz. İhlas Haber Ajansı Abhazya muhabirliğim döneminde İHA üyesi yayın araçları üzerinden milyonlarca kişiye doğrudan ulaştık. Tabi burada Abhazya’nın şart koştuğu ‘bağımsız Abhazya’ vurgusuna her daim uyduk ki bu zaten benim Abhazya vatandaşı olarak görevimdi.

Gürcistan ise bu kitle iletişim araçlarını takip konusunda oldukça temkinli davranarak Türkiye’de Abhazya’yı ‘bağımsız’ ibaresiyle yayınlayan ajans veya yayın araçlarını baskı altına alabiliyor.

Gürcistan’ın Türkiye başkonsolosunun doğrudan İHA’ya giderek Abhazya’nın ‘Gürcistan’a bağlı özerk Abhazya cumhuriyeti’ yazılması konusunda talebinin olduğu tarafımıza iletildi. İHA uzun süre buna karşı direndi. Buna bizzat şahit oldum. Ayrıca şahsıma karşı tehdit unsurlarının oluştuğunu gördüm. Bu bahsettiğim süreç şuan yaşanan bir süreç değildi. Fakat burada en üzüldüğüm konu bu durumlarda yalnızlaştırılmam oldu.

Öncelikle uluslar arası basın hukukuna göre hiçbir ülke istediği gibi meslek kuruluşunu baskı altına alamaz. Burada Avrupa Birliği’nin kapısında bekleyen Gürcistan’ın uluslar arası basın konusunda ‘geri kafalı’ olduğunu gördük.

Batılı ülkeler buna karşılık Gürcistan’ın başka ülkenin basın kuruluşunu baskı altına alma girişimlerini doğal buluyorsa bu çifte standart veya pragmatizm olarak değerlendirilebilir.

Tabi bu yaşadığımız süreç tarafımda saklı kalmak şartı ile gelecekte hukuki anlamda Gürcistan’ın karşısına çıkacaktır.

Benim tek başıma 1 yılı aşkın süredir yapmaya çalıştığım şey tamda dış dinamiklerin etkisinin Abhazya’ya faydası olarak değerlendirilebilir. Dış dinamikler bunu yaparken iç dinamiklerinde bu dış dinamiklere desteği oldukça önemli.

Çözüm önerilerim ise tamamen yukarıda yazıldığı gibi entegrasyon sürecinden geçmektedir. Bu süreç kısa vadede tamamlanırsa muhtemelen arama motorlarında görüldüğü gibi insanlar Abhazya’nın doğrudan bağımsızlığına kesinlikle ikna olacaktır. Karşımızdaki gücün etkisini fark etmemiz gerekmektedir.

Bu yaşanan süreçlerden sonra kuruluşum tarafından Rusya muhabirliği görevine alındım. Mutlaka Abhazya’ya döneceğim ve bağımsızlık mücadelesine katkı sunmaya devam edeceğim.

Bağımsızlığın nice 25 senelere olması için mutlaka tüm dünyada bulunan dış dinamiklerle bağlantıya geçilerek bu araçların her ülkede olabildiğince iyi kullanılması gerekmektedir.

Anti emperyalist mücadele ile zafer edinmiş olan Abhazya’nın bir ömür boyu bağımsızlığının daim olacağına inanıyor, bu zafer sırasında yaşamını yitiren şehitlerimizin ruhlarının şad olmasını diliyor, zarar gören insanlarımızın tekrar bu acıyı yaşamaması için kalpten barış temennisinde bulunuyorum.

 

Erhan ALTIPARMAK

 

http://erhanaltiparmak.site/kose-yazilari/2018-yilinda-abhazyanin-bagimsizlik-mucadelesi/

 



Bu yazı 1354 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI