Bugun...


LachishPha Filiz Saban

facebook-paylas
Romalılarda dünden bugüne Mitra
Tarih: 04-07-2022 20:10:00 Güncelleme: 05-07-2022 16:47:00


Biraz zor bir konu. Bence’si bol , uyarayım. 

İç içe geçen bir çok motivasyonla oluşturulan 19.Yüzyıl Mitra konsepti ile temelleri 2400-2500 yıl önce  atılan askerlikte bir enstrüman olan atılan Greko –Romanlardaki Mitra konsepti birbirinden çok farklı  idi ve Romalıların Mitra derken kastettikleri ile Perslerin Mitra derken kastettikleri de aynı değildi.  Romalılarda mitra ile ifade edilen bir metafor vardı. Metafor mitra başlarda gri ve öteki idi, 16.  yüzyılda çok seslilik oldu, 19.yüzyılda ciddi kimlik bunalımı yaşadı ve itirazlara rağmen 20 ve 21.yüzyılı  Perslerin Işık Tanrısı olarak selamladı. Pozitif-negatif tartışmaların çoğunun haklı noktaları olmakla  birlikte bütünde ortak problemlerinin adlandırmada aceleci davranmaktan ve alakalı alakasız tüm  malzemenin adı baştan yanlış konmuş bir sepete ayıklanmadan doldurulmuş olmasından  kaynaklandığını düşünüyorum ve bunda netim. Asıl merak ettiklerimin cevaplarını bulamadım ama  ne derler bilirsiniz, asl olan Yol’da olmaktır, sonuçta bilmediğim ve bilme gereği duymadığım bir çok  şey öğrendim. Yorumlarken karakterlerin gönlerini giymeyi ve onların gözlerinden çevreme bakmayı  denedim. Sıkılmadan okuyacağınızı ve merak edip devamını getireceğiniz detaylar bulacağınızı  umuyorum. 

Ejderha’yı kuyruğundan yakalamak – Tai chi pratiklerinden öğrendiğim ve bu günlerde doğru soruyu  bulmak anlamında kullandığım bir deyim +) 

Akhamenid Akdeniz’indeki diğer hiçbir bakıyye değil de Romalıların günlerine sadece Cilicialılar mitra  sözcüğü ile yan yana geldi ve nasıl yan yana geldi? Romalılar neden Ahura Mazda, veya baga, tyr  veya diğer yardımcı ruhları değil de mitra’yı kendilerine konu edindi? Neden Mitradateslerin hiç biri  değil ama Tiridates? Neden MÖ 95 Kapadokya anlaşması, MÖ 53 Carrhae yenilgisi ve hatta Augustus  günlerinde Roma’ya iltica eden güneydoğu Parthia hudut komutanı Tiridates değil de MS 65  Rhandeia’daki Tiridates? 

Bulmaca içindeki şaşırtma Cassio Dio’un 220’lerde yazdığı Romalıların tarihi adlı kitapta yer alan MS  63-65 Rhandeia Muharebesi ile ilgili pasajdan kaynaklanıyor. Yazarın aslında Nero ve politikalarını  hicvettiği pasajda gerçekte savaşın galibi olan Parthialı prens Tiridates’in Nero’ya Mitra ‘ymış gibi  tapacağını vaad ettiği kurgusal bir replik vardır. Romalıları Mitra-tapar görmek isteyenlere göre  imparator ve saray erkanı bu vaadden inanılmaz etkilenir ve hemen oracıkta Mitra dinine inisiye olur. 

Pasajı yok sayarsak eldeki tek gerçek kök tartışma Cilicialılar olarak anılan korsanlar ile bağlantılıdır. Ve korsanlar üzerinden varacağımız sonuç yine İrani kökten geliyor olabilir aslında, ama Makedon’da olabilir, sonuçta mevzunun tanrılarla ruhlarla hala ilgisi yoktur. Perslerle Greko- Romanların Mitra  konseptleri arasındaki farkın okuduklarımdan anladığımla oluşmuş benim sözlüğümdeki karşılığını:

Mitzsra diye okursak su ötesine

Misztra diye okursak su ötesinden gibi düşünün

MÖ 4.yüzyılda Karadeniz’in kuzeyinde yer alan Bosporan krallığı kıyılarında asker, paralı asker,  yabancı ve asker gibi anlamlara gelen ξένοι (zenoi) ,στρατιώται (stratiotai), μιστοφόροι (mistoforoi)  sözcükleri kullanılmaktaydı. İçlerinden mistofor Sinop krallığının zirveye oynadığı MÖ 1.yüzyılda hala  çok popülerdi ve sözcükle kastedilen büyük olasılıkla genelde Sinop-Pontus konfederasyonuna dahil  krallık ve cumhuriyetlerden sağlanan askerler ama özelde bir olasılık bahriyelilerdi . Yabancı asker ile

paralı asker arasındaki ayrımı çok yapamadıklarını anladığım Greko-Romanlar mistoforu kendilerinde  paralı asker anlamına gelen latr’dan türetilmiş latrones cinsinden gördüler. Ama sözcüğe büyük  olasılıkla Karadeniz’de değil, Mısır’da rastladılar veya sözcüğe Sicilya’dan ve tüm kıyılardan aşina  idiler ama Mısır’da çakışan Pers Mitra’sı ile kendilerinin de maaşlı/paralı asker anlamında kullandığı  misthos+phor’u aynı zannettiler. (Mistofor Karadeniz’de ve Mısır’da su ötesinden gelen imtiyazlı  yabancı asker anlamında tercüme edilirken batı Akdeniz’de maaşlı yabancı asker olarak tercüme  ediliyor) 

Karadenizli Mistofor Mısır’a nasıl gitti? 

Elimdeki malzeme üzerinden : 

MÖ 3. yüzyılda Karadeniz’in kuzeyinde Bosporan krallığı, güneyinde Makedon Lysimakhonya krallığı  vardı. Lysimakhonya MÖ 282/1 Kurupedion muharebesi ile Seleukoslara kaybetti. Trakya ile  Lysimakhos’un vekaleten yürüttüğü Makedonya tahtına Mısır’dan ithal edilen Keraunos otururken  Anadolu’da Seleukoslar bir olasılık Pergamun başkentini Çankırı-Bolu tarafına kaydırarak eski Anadolu  Lysimakhonya’sını (Pergamon) yeni Cimiata yaptılar. Aynı sene Cimiata kralı olarak tanışacağımız  Ktistes/kurucu lakaplı Mitradates’in aslen kimlerden olduğu hakkında sayısız rivayet var- oyumu  merhum prens Agathokles’in akıbeti bilinmeyen çocuklarından biri veya hatta kardeşi Odrysan (Trak)  melezi Alexander’dan yana kullanıyorum çünkü savaşı haklı kılan Agathocles’in katli idi. 

Muhtemelen aynı kaotik günlerde Makedon kontrolünde olduğunu sandığım Sinop’taki Pluto  efsaneye göre kendiliğinden ayaklanarak bir gemiye biner ve yine Makedon koalisyonundaki Mısır’a  ulaşır. Varışta Serapis adını alarak Mısır’a Akdeniz’e açılacak bir liman ve donanma kazandırmak için  kolları sıvar. Aynı tarihte Mısır envanterine Kral’ın imtiyazlı yabancı askerleri anlamında tercüme  edilen mistoforlar girer. Öyle ise taşıyıcı Makedon Melezleri (Hellen) idi. Tabi evveliyatı yoksa. Ancak  Mısır’da T’den önce gelen SZ okunmadığından sözcük fonetik seyahatini mitofor-mito,mitra vb diye  sürdürmüş veya Mısır’da Pers Mitra’sı ile aynılaşmış olabilir. Greko-Romanların latr kökü ile ifade  ettikleri paralı-menfaat karşılığı hizmetin latrus,latrones, latricinium vb çekimleri var, misthos’dan  türetilmiş mistofor’un da vardı herhalde

Cilicialılar nasıl mitra sözcüğü ile yan yana geldi? 

MÖ 88/87 Karadeniz’inde mistofor sözcüğü hala yaygın olarak kullanılmaktadır. Modern Krasnador  Krai şehir meclisleri kararı ile bir grup mistoforoi şehir vatandaşlığına kabul edildi ve onlar  Mitradates’e sadık kalacaklarına yemin ettiler. Aynı sene Sinop kralı VI.Mitradates güneye iner ve  Rodos’u kuşatır. Sebebi tam bilmiyoruz , başlarda niyeti belki Roma ile karşı karşıya gelmek değildi.  Akdeniz’de çok ciddi korsan ve yağmacılık vardı ve onların genel adı Cilicialı idi. Mantıken bu  durumun Karadeniz’den çıkan gemileri de etkiliyor olması lazım. Donanmasının teknolojik bağlamda  zirvede olduğu söylenir ise de koordinasyon eksikliği ve fırtına Roma’dan destek isteyen Rodos lehine  çalıştı. Son savaş olarak da anılan MÖ 65-63’e geldiğimizde Sinop savunmasında Cilicialılara  rastlıyoruz. Büyük olasılıkla onlar mistofor cinsinden Sinop envanterine girdiler. Ve Karadeniz’de  ve/ya Akdeniz’de kendilerine yağmacı, korsan veya paralı asker muamelesi yapan Romalılara  kendilerini tanıtırken hayır biz bahriyeliyiz, askeriz , paralı değil, ücretliyiz mealinde edindikleri  mistofor kimliğini kullandılar. Ama sözcük ya telaffuz hatalarından çünkü herkesin bir de kendi dili  var, ya da sonra aynılaştırıldığından günümüze mitra olarak geldi. 

Plutarch ile Appian arasındaki değerlendirme farkı 

Pompey’e verilen emirde denizi latrociniumdan arındırması bekleniyordu. latrocinumdan kastedilen  paralı askerler de olabilir, haydutlar da çünkü sözcük iki anlamda da kullanılıyor ve her iki anlamı da  askeri ve hukuki jargonlarda kendisine yer buluyor. Daha sonra kendilerine ayrıca bir sözlük  indirilmediği için Kilise ‘de mevcut terimleri kullanmaya devam ediyor ; 451 Kadıköy konsilinin  latronicium olarak adlandırılması gibi. Roma’nın korsanlarla süre gelen problemlerini anlatan  Plutarch’da zaman aralığı daha geniştir ve o Kral’ın (Mitradates) emrine girdiklerinde Cilicialıların  zaten organize olduklarına inancını ganimetlerini yağmaya katılmayan korsanlarla kardeş gibi  paylaşırlardı sözleriyle vurgular. Haydut ve eşkıya da olsanız organize olabildiyseniz bir de lider lazım.  O lider Plutarch’da Mysa’daki Olympus dağı tanrıları arasına yerleştirdiği Mithras’tır. Ama Mithras  Mitradates midir? 

Daha dar zaman aralığını hedef alan Appian’da ne Olympus dağı ne de tanrı Mithras yoktur ve o  Plutarch’ın aksine korsanların Mitradates’in Rodos kuşatması ardından geri çekilirken ardından  bıraktığı askerlerden mitrayı öğrendiklerini savunur, mitra Appian’da doğudaki her ırktan askerin  bildiği ama asker olmayan Cilicialıların bilmeyip askerlerden öğrendiği bir şeydir. İki ifadeyi üst üste  oturtursak Plutarch’ın Mithras tanrısı çok büyük olasılıkla tarihe haydut kral olarak da giren Mysalı  Cleon olacaktır. Cilicialı da olan Cleon’un Mitradates ile hikayesi var mı bilmiyorum. Mısır’ın meşru  valisi iken Mark Anthonius’a, Actium da ise Mark Anthonius’a karşı Octavian’a destek verir ve  zaferden sonra birkaç mabedin başrahipliğini de kaparak Olympus’un tanrıları arasına yükselir.  Alternatif olarak Appian’ın şablonu üstünden bakmak istersek sadece Mitradates değil, korsanlardan  resmi olarak hizmet alanlar olarak Mark Anthonius ile Octavian Augustus da birer Mithras’tır ama  Plutarch’ın kastetiği fikrimce asla onlar değildir. İskenderiyeli Appian’ın mistofor sözcüğüne Mısır’dan  aşina olduğunu sanıyorum . Sözcük paralı asker, profesyonel paralı asker olarak tercüme edilir ve ikisi  arasında da fark var, sözcüğü kullananlara baktığımızda her biri bir tür koalisyon içerisinde, mevcut  statülü askerdirler, gittikleri yerde tamam yabancılar ama pazardan da toplanmıyorlar, ittifak/bağ

dahilinde bir krallıktan diğerine gidiyorlar, aralarına karışmış düzensizler sözcüğün kullanımı  etkilemez. O yüzden Appian’daki bence haklı düzeltmedir.

İskenderiyeli Appian’ın düzeltmesine destek bir diğer İskenderiyeli Klemens’den gelir, o ama  Artaxerxes kitabesindeki baga Mitra’yı muhtemelen mistofor üstünden Perslerin savaş tanrısıydı diye  tanımlar ve böylece Mitra Plutarch’daki asker başı/ haydut başı eşitsizliğinden asker başı /asker başı  olarak eşitliliğine yükseltilir. 

Gri alan Mitra

(Berkeley Uni. tercümesinden benim anladığım) 

Plutarch’ Mısır pantheonunu anlattığı Di Osiris’de Osiris ile İsis’e ve ayrıca Osiris’in gayrı meşru oğlu  Anubis’e geniş yer ayırır ve onları kişi ve coğrafi bölge olarak da tanımlar. Mitra’dan bahsettiği pasajın  Avesta ile eşlenmesi zorlama olabilir. Aksiyon saf Işıktan doğmuş Oromazes ile Karanlık ve Cehalet’ten  doğmuş Areimanus/ Hades arasındadır. İkisi arasında Perslerin müzakereci veya müzakere edilen  (mesitis) dedikleri Mitra vardır ama Mitra Persçe midir, yoksa Mitra’ya Persler kendi dilinde  müzakereci mi demektedir, orayı tam anlamadım. Oromazes’in lehine kazanabileceği ama kendi  sorunları nedeniyle fazla ilgilenemediği “Mitra,” Oromazes’ ile Aremanius/Hades’in tam ortasında  ama ikisinden de değildir. . Oromazes ile Aremanius /Hades arasında daima su hududu vardır (Lethe)  ama “mitra” nın suyun hangi tarafında olduğunu veya suyun kendisi olup olmadığını bilmeyiz.  Oromazes’in ongunları köpekler, (yabani) kuşlar ve kirpilerdir. Aremanius/Hades’in ongunu  (Oromazes görüş açısı üzerinden) daima su faresidir. Su faresi öldürmek Oromazesli’ye itibar puanı  kazandırır. 

• Köpeklerden geleneksellikte aristokratları anlamak lazım, örnek: Abhazya/Gürcistan’da  Aziz George’un köpekleri ; Rusya’da Çar’ın Köpekleri (Oprichniki); Kurtların köpeklerden  türediğini ve en az Köpekler kadar vahşi olduğunu anlatan bir Svaneti efsanesi kurtların  geçerli meşrudan ayrı düşmüş aristokratlar olduğunu anlatmak ister. Kanatlılar bence  denizciler ama yabani kuşlar paralı askerlere yorulur; Kirpileri de okçular /mızraklılar yaptım  şimdilik. Fare sıkça kullanılan bir metafor. Romalıların batıl inanışları diye anlatılan bir  anekdotta da MÖ 3.yüzyılda Fabius Maximus’ gündüz ile gecenin kavuştuğu tam o mutlak  sessizlik anında diktatörlük tacını giyecektir ancak o esnada küçük bir farenin çıkardığı gürültü  ile seremoni iptal edilir. Kastedilen Afrika’dan gelen bir ayaklanma haberidir. Maximus Afrika  dönüşünde ertelenen seremoni tekrarlanır. 

İlkeler, sistemler geliştirme konusunda akıllı olan Oromazes’dir. Aremanius/Hades kopyacıdır.  Oromazes’in tüm hareketlerini kopyalar. Dolayısı ile aslında Oromazes’de ne varsa aynından  Aremanius/Hades’de de vardır ama bunu Oromazes’den öğrenmiştir. Güneş ve ötesi (doğu ve  ötesi) istikametine genişleyen Oromazes kendisine yardımcı olsunlar diye yıldızlar yaratır ve  başlarına onları denetlemesi ve gözetmesi için bir yıldız çobanı/ köpek yıldızı atar : Sirius. O  halde Aremanius/Hades kopyacısının da eş sayıda yıldızı ve bir yıldız çobanı olmalıdır ama

Plutarch bu konuda ve tanımlamada sessiz kalır. Sirius ‘u Mısır’da Köpek kafalı Horus ile  eşleştirenler, rakip takımın komutanının Horus’un gayrı meşru kardeşi çakal kafalı Anubis ve  varyantları olması gerektiğini önerir ve oradan da Plutarchik Mitra, Anubis olabilir mi sorusu  çıkar. 3000’er yıl arayla birbirlerini takip eden Oromazes ile Aremanius birbirlerinin işlerini  mütemadiyen yıkarlar ve çatışma dönemlerinde ortam kaotikleşir ve o zaman bir general uyanır  ve kaosa sebep olan Karanlık unsurları Oromazes lehine temizler ve ardından gelecekte tekrar  uyandırılacağının bilincinde tedirgin uykusuna çekilir, dediğinde kastettiği generalin Mitra olduğu  varsayımdır. Plutarch’ın esas adamı Sirius ve varyantlarıdır. Mitra hakkında aslında Oromazes ile  Aremanius arasında ama ikisinden de olmayan karakter olması dışında tek bir söz dahi söylemez.  Varacağımız her sonuç kendi tahmin ve yorumlarımızdır.

Statius’un epik destanında Mitra

Bir çift boynuzu andıran Mısır savaş gemisi. “Elephantine'den ötesi, içeriye doğru sarp topraklardır; burada  kayığı iki yanından halatlar atarak, öküz güder gibi yedekte çekmek gerekir; halat koparsa, akıntı kayığı geri  atar-Herodot”

En geç 81/82’de 12 ciltlik Thebaililer destanını yazan Statius da eserinde sadece bir defa Mitra sözcüğünü kullanır. Muhtemelen Actium muharebesini canlandırdığı 1.ciltte Mitra , Persei mağarası  kayalıkları altında boynuzlarından burulup, inatçı bir sığır gibi Leto oğlu Apollon’un ardından  sürüklenendir ve haliyle kastedilen Mısır taht ve donanmasıdır ama dize inatçı sığırı boynuzlarından  burup ardından yürümeye zorlayan Mitra şeklinde tercüme edilince Mitra Romalılarda Apollon’un  sıfatlarındandı sonucu çıkarılır. 

Heykelde Mitra

En erken 118, en geç 125 tarihinde yaptırılmış olması gereken boğa öldüren Frigyalı heykeli Roma  şehrinin beğenisine sunulduğunda imparator Hadrian’dır ve Appian henüz hayatının baharında bir  gençtir. Heykeli yaptıran Alcimus adlı olası eski bir askerdir. Likyalı da olabilecek bu askerin kaderi  Trajan rejiminde efendisi Likyalı Titus C. Livanius aracılığı ile Dacia’da, Hadrian’ın kaderi ile birleşir  veya Livanius Dacia’ya praefectus praetorio olarak atandığında Alcimus’u burada komutanlığını  Hadrian’ın yaptığı Minerva I’den emir eri olarak hizmetine çeker. Praefectus Praetorio asker ve  çoklukla equitis kökenli olmakla birlikte adli- sivil işler ve diplomasi ile alakalı bir ofis -imparatora  danışmanlık yapar. Bölgesinde imparatorun temsilcisi olarak en yüksek rütbelidir bu tarihlerde ve  dolayısı ile askerlere de komuta eder. 118’de Hadrian imparatorluk tacını aldığında Livanius da  konsüllüğe terfi ederek Roma’ya taşınır ve bu arada azatnamesini hak etmiş olan Alcimus da Livanius  ile birlikte Roma’ya gider. Hayatında kutlayabileceği pek çok gelişme yaşayan Alcimus’un heykeli  hangi saikle yaptırdığını bilmiyoruz ama sonuçta kaidesinin ön ve arka yüzlerine, “gerçekleşen adağım  için,” sözleriyle SOL M V D D harflerini kazıttırır. M harfi Mitra ‘dan gelir diyenler için bu heykel Roma  mitracılığının tartışmasız sembolüdür ama bu tarihte eldeki tek kaynaklar Herodot ile Plutarch ve  Mitra onlarda daima harici idi dolayısı ile Mitra Romalı değildi. Oyumu Romalıların çok iyi bildiği,  Ankara Yazıtı’na da giren, Trajan sütununun da yer alan, ismi sadece Actium gazisi olarak değil,  Romulus ve Quindirius’u karnında taşıyan olarak bilinen, Roma’nın kurucusu ve koruyucusu ve bu  adamları ve gelenekleri bir araya getiren Savaş ve Bilgelik Tanrıçası, Mars’ın dişisi Minerva’dan yana  kullanıyorum. Tabi bu M’den kastedilen için. Heykelin kendisi fikrimce denizlerin kontrol altında  olduğunu anlatmak istiyordu. Bu insanlar bizim gibi. Heykel modern anlayıştaki Roma Mitracılığının  resmi sembolüdür. Görüldüğü her yer potansiyel mithraeum (Mitra mabedi) olarak anılır.

Appian ile Klemens heykelden sonra yazdıkları için tekrar başa dönmüyorum. Ama Statius ‘un  destanında sığırını diri ve Alcemus’un heykelde sığırını ölü istediğine dikkat çekmek istiyorum. Farklı  hikayeleri var, birbirlerini desteklemiyor 

Karanlık kampüsün askeri ve tanrısı olarak Mitra

Sene 200-225. Severus ve Caracalla rejimlerini gören, asker çocuğu ve belki askerlik de yapmış olan  Kartacalı Tertullian haliyle Roma vatandaşıdır ve en azından Corona di Militia’ adını verdiği  risalesinden anladığıma göre ne Roma, ne de ordusu ile problemlidir. Adam Işık veya Aydınlık  çocukları dediği Hristiyan gençlerin askerlik yapmasına, orduya katılmasına karşıdır. 

Corona sözcüğü çok anlamlı, taç, devlet gibi manalar haricinde taktik ve kuşatma anlamları da var,  geçenlerde yeryüzünü askeri düzeyde alarma geçiren, teslim olmamakta direndiğimiz pandemiye de  adını vermişti. Risale Asker’in Tacı / Askeri Taktik adlarında tercüme edildi. 

Risalede ana fikir bir adamın bir tanrısı olur argümanına dayalıdır. Kişinin inancının emirleri ile bireyi  olduğu Ordu’nun emirleri arasında illaki komut çakışmaları yaşanacaktır çünkü İnanç’in gereklilikleri  ile Askerlik mesleğinin gereklilikleri birbirinden farklıdır . Günümüzde de geçerliliğini koruyan tartışma  büyük olasılıkla çok daha önceden başlamıştı . İmparatorlar ve komutanlar tarih boyunca Tanrı’yı da  temsil etmek zorunda kaldı ve bunu bazen kendilerini tanrılaştırma veya bazen de tanrının temsilcisi  rolünü üstlenme yolu ile gerçekleştirdiler. Sonuç olarak yazar argümanını desteklemek için yaşanmış  bir olaydan bahseder ve nasıl olması gerektiğini açıklamak için de yaşanmış olan bir başka olayı  örneklendirir. Kınadığı vakada hristiyan olduklarını anladığımız bir grup asker hristiyan bir muhitte  çıkan ayaklanmayı bastırmakla görevlendirilir. Askerler ayaklanmayı , emri veren Ordu’yu dahi irkilten  bir şiddet ile bastırır ama ne kendi itikadi cemiyetlerinden ne de mensubu oldukları Ordu’dan kınama  dahi almazlar ve bir olasılık terfi ile kariyerlerine devam ederler. İdeal bir hristiyan gencinin nasıl  olması gerektiğini ise Karanlık ve Şeytan’ın kampüsünde yetişmiş bir asker üzerinden modellendirir.  Bu askere kafasına tastamam oturan (meşru hakkı olan) defne dalından bir taç (ünvan/uzlaşma teklifi)  kılıç ucunda ( tehdit ile) uzatılmıştır. Ama teklif askerin askerlik yemini ile bağdaşmamaktadır. O  yüzden teklifi tıpkı tanrımız (İsa peygamber?) gibi tacı omuz hizasında tutarak (kibarca, saygısını  bozmadan?) tacım Mitra’dır sözleri ile reddetti, der. Ve devam eder, işte o yüzden askerlik yemini ile  çelişen her durumda askerlik yeminine sadakati seçen ve gerekirse tüm dünyevi /fiziki titrleri terk  edene Mitra’nın /Şeytan’ın askeri derler. 

Her iki örnekte de yazarın tam olarak kimlerden bahsettiği bilinmediğinden kınadığı vakanın Severus  rejiminde Mısır’da yaşanmış olabileceği önerilir. İdealize ettiği askerin ise Parthialı Tiridates olması  gerektiği sıkça önerilir ise de o konsepte uymuyor. Model asker için krediyi önce Makedonyalı  Demetrios’a verecektim aslında, Roma ona babasının tahtını teklif etti ve o kabul etmedi (MÖ 167  Pidna) ama Tertullian’ın bir taraftan askerlik yapmayın, askere yazılmayın propagandası yaparken  diğer yandan askerlerden örnek vermesi elma ile armudu kıyaslamak gibi, o böyle bir mantıksızlık  yapar mıydı? Kıyası benzerlerden yapması lazım. Şimdilik elimdeki en uygun Tertullianik Mitra adayı  Sinoplu Marcion ama şart değil. Hikayesi 130-140 yılı Sinop’un da başlayan Marcion aileden varlıklı  bir armatördür ve Sinop piskoposu babasının da muhtemel titrsel varisidir. İsa peygamberin doğası  hakkındaki düşünceleri ve dünyeviliği özendirdiğine inandığı Eski Ahit’i reddederek tüm hristiyan  alemini sallar. Baba oğlunu aforoz eder. Oğul ifade vermek için Roma’ya gider. Ardından anladığım

kadarıyla kendi Sect’ini kurar. Merkezinin Roma’da olduğuna inanılan sect dünyevi titrleri  reddetmesi ile anılır ama üyelerinin “dünyevi,” askerliği de reddedip reddetmediklerini bilmiyorum,  kısa sürede batı Anadolu ve Suriye’de popülerleşir. Jerusalemli Cyril 356-386 arasında insanları  Marcionite Kilise’ye katılmamaları için uyarır. Sect sonra ortadan kaybolur. Sect Tertullian’ın sıkça  eleştirdikleri arasında başı çeker ve heretik/sapkın olarak da anılır. Kaybolan Sect’in modern Kilise  temellerine karıştığı da söylentiler arasında.

Pasajdaki taç reddi hakkında çok efsane var: Sezar da, Octavian Augustus da taç reddetti, yani titr  reddi Romalılarda öyle olağanüstü bir mevzu değildi (recusaito) . 

Tertullian’ı takip eden Origen imparatorlardan Alexander Severus’un öğretmeni idi. Bu dönemde  eskiden beri seslerini Senato’da duyurmak isteyen askerlere Praefectus Praetorio’luğa terfi  ettiklerinde kendiliğinden Senatör olma yolu açıldı. Efesli Celsus’a hitaben yazdığı tenkitnamede  (Contra-Celsum) Maniheizm/Mitraizm olduğuna yorulan ama ne olduğunu bilmediğimiz bir çeşit Pers  öğretileri bahsi var. Marcionizm ile Maniheizm de aynılaştırılır, ama Mani bu tarihlerde bebekti ve  bildiğim kadarıyla Maniheizm Yahudilik ve Hristiyanlık karşıtı da değildi ama belki uzlaşamadığı bazı  prensipleri vardı. Kastedilen ne idi sorusuna da fazla takılmıyoruz çünkü içerikten zaten yeni ve  hakkında kimsenin bilmediği-işitmediği bir trend olduğu belli; bu tenkitnameden cımbızlamamız  gereken cümle ne olduğunu anlamadığımız Pers öğretileri değil, bence Origen’in önermeleri arasında  yer alan Romalıların senatörlerini inisiye ettikleri öğretiler cümlesi olmalıdır Jerome ile uyumlamak  için. 

403 Jerome’un mektubunda Mitra

324’te Batı ve Doğu Roma birleşti. Doğu imparatoru Licinius öldürüldü ve oğlu köle statüsüne indirilip  Kartaca’ya dokuma tezgahlarına gönderildi. 130- 324 aralığında Kilise’de bölünmeler çoktan  başlamıştı ama kim kiminle hangi konularda anlaşamıyordu apayrı bir düzlem. Karadeniz geneli,  Corint üstünden Roma piskoposluğuna destek veriyordu 100’lü yıllarda, ama Kilise tarihi deyince  ellerinde göksel ışın kılıçları olan adamları anlamak lazım, muhalif görüş çoklukla geçici olarak gaybe

ışınlanıyor, sonra anlaşma zemini bulunup tekrar piste davet ediliyordu ve açıkcası kınanmayan da  yoktu, o yüzden dün A grubunda olanlar ertesi gün B grubunda görülebiliyordu. 325 Akıdeleri  öncesinde ve sonrasında gaybe ışınlananlar arasında vatandaşlık haklarını kaybedenler de var mıydı  bilmiyorum, 212’ye kadar çoğu zaten vatandaş değildi ve 212- 381’ aralığında da devlet ve kilise ayrı  idi; birleşme sonrası itikadinden dolayı ilk resmi dışlanma onuru, takip edebildiğim kadarıyla  325’den beri uyarılan Maniheistlere tanındı ve 382 fermanı ile onların vatandaşlıkları ve imparatorluk  Roma’sındaki medeni hakları iptal edildi : 

Onları daimi bir kepazelikle damgalayarak Roma kanunları altında yaşamaları ve tanıklık yapma  haklarını onlardan geri alıyoruz ve miras bırakma veya miras hakkınızı da ortadan kaldırıyoruz. 

Maniheistlerin tartışılan Mitraistler olduğu sıkça tartışıldı ama eşleşmiyor. 

Tüm tartışmalar belki 381’den 22 sene sonra Jerome isimli bir Nicaean (İznikçi) Kilise adamı tamamen  alakasız bir mevzuda, yeni doğmuş bir bebeğin nasıl yetiştirilmesi ve beslenmesi hakkında yazdığı  mektupta geçen mithraeum sözcüğünden kaynaklandı. Modernistler Jerome’un, zıt görüşte herhangi  birinin ağzından çıkabilecek şekilde, karanlık ve cehalet yuvası anlamında kullandığı mithraeum  sözcüğünü Romalılarda Mitra tanrısının Kilise onaylı delili olarak gördüler ve mithraeumu Roma

garnizon ve karargahlarındaki yer altı mabedi olarak tanımladılar, sonrası altını doldurmak ve üstünü  pekiştirmek ile ilgili idi. Gerçekte Jerome’un bahsettiği yerin yer altında olup olmadığını bilmediğimizi  düşünüyorum.

Graccus hakkında 

Jerome’un patrician ve prefectus urbi titrleri andığı Graccus çok büyük olasılıkla Origen’in Efesli  Celsus’a hitaben kalem aldığı tenkitname Contra-Celsus’da Romalıların senatörlerini inisiye ettikleri  diye bahsettiği bir akademiden mezundu-bu akademinin ne olduğunu açık kaynaklarda görmüyoruz – Graccus’un 354’de Tibur I.Bölge correctoru olarak ismine rastlandı ama aynı kişi olup olmadığı  muğlak. Corrector bir tür yüksek vali, kaymakam gibi ünvan, bölgesinde adli ve mali mevzular  yetkisindedir, ayrıca yol, köprü bakım ve projeleri gibi konular yetkisindedir. Tibur I.bölgede olduğu  için Nehir-Havza yönetimi ile de alakalı olması beklenir. Sınıf olarak gelecekte Konsül veya senatör  olarak önü açıktır, sırasını beklemektedir. 324 birleşmesinden sonra tetrarşiden monarşiye dönen  imparatorluğun bürokrasisinde epeyce revizyon yapıldı. Konsüllük ve senatörlük atamaları için sıra  bekleyen yüksek bürokratlardan bir kısmı Graccus gibi reformlardan etkilenerek 357 kararnamesi  gölgesinde ile ömür boyu taşıyacakları onursal patrician titri ile emekliye sevk edildi. Fakat biz bu  sonuca Jerome, patrici, preafectus urbi (vekil? belediye başkanı) ve mithraeum sözcüklerini yan yana  kullandığı için gidiyoruz, ilgili olmalı diyoruz, olmayabilir de.. 

Batı Aristokrasisi araştırmacıları kastedilen mithraeumun tam olarak ne olduğundan emin olmamakla  birlikte Graccus’sun söz konusu eylemi Jerome’un iddia ettiği gibi vaftiz olmak için değil, Roma büyük  şehir belediyesinin 367’de aldığı her türlü kaçak yapılaşma ile mücadele kararında mektupta  mithraeum olarak anılan ve atıl kamu malı olduğu anlaşılan bir bina ile fazlaca yakınlaşmış özel  mülkünün, yıkım kararından olumsuz etkilenmemesi için gerçekleştirdiğini düşünür. O sebepten  belki bu mekan belki yer üstündeydi? Jerome’un tasvirinde ne sığır ne bir şey var, ondaki inisiye  basamakları manası hala deşifre edilmeye çalışılan corax (karga/çaylak), cryphius/nymyphius,  miles,leo,perse,heliodramus ve pater’dir ama orijinal inisiyelerin her birine bir fotoğraf atandığından  çok emin değilim. Bu semboller doğru anladı isem imparatorluk Monarşi revizyonlarından sonrasına  tarihli. Sınıfsal değerinden gidersek : Augustus’un genç bir çaylak olarak başlayıp Ulusu’un  Babalığı’na yükselişini anlattığı Ankara yazıtındaki kariyer haritası + Origen’deki Senatör okulu +  Jerome’un mithraeumu bağlantılı diye düşünüyorum ama tabi test etmeye yetecek malzeme yok  elde. 

Toparlarsak imparatorluğun ilk dört yüz yılında kurgusal diyaloglarla birlikte toplam 8 kalem ,  toplamda 11 kez içerisinde mitra veya mitraya benzetilen sözcük bulunan cümle kullanmıştır, ve onlar  içerik olarak sözcüğü birbirlerinden farklı anlamlarda kullanmışlardır. Plutarch İki risalede toplam 3  kez Mitra sözcüğü kullanarak rekor kırar. Görünen o ki mitra hiçbir zaman başlıca konuları olmamış  ama aslını askeri ve hukuki jargondan alan mitra metafor olarak zaman zaman faydalandıkları bir  araç işlevi görmüş ve metaforik düzlemde çoklukla öteki bağlamında kullanılmıştır. Bu adamların  hiçbir zaman kendi reel günlerinde Mitradates ismi ile tartıştıkları mitra arasında ilgi kurmaz. Mezar  taşı, stele gibi arkeolojik değerlerde gerçekten mitra sözcüğü var mı yoksa mitra denmek istendiğine  yorulan başka sözcükler ya da görseller mi olduğu belirsiz, eldekilerden yakıştırma ve zan olduğu  çıkıyor ve fikrimce hepsine mitra /mitraeum demek üstelik ilgi ispatlanamamışken ve bir çok zayıf  halkası varken olanı görmekte gözlerimize sağlam perde çekiyor. 

Çok sesliliği temsil eden olarak Mitra

Kutsal Roma’dan özerklik kazanan İsviçre’de Conrad Gesner adlı bir akademisyen 1555’de tüm  zamanlarda çok dilli bir kral olarak anılan Mitradates’in krallığını örnek göstererek “Mithridates sive  de differentiis linguarum,” başlıklı lingusitik bir ansiklopedi yayınladı. Benzerlerin kıyasında Gesner’in  motivasyonu ile Latin Roma’dan litürjisini kendi dilinde oluşturacak olan Slav Kilise’si izni isteyen  9.yüzyıl karakteri Aziz Cyrill’in motivasyonu paraleldir, ama Cyrill’de idealize edilen Mitradates’in  krallığı değil, Doğu Roma imparatorluğu ve İstanbul patrikliğidir. Çizgiyi koruyarak geri saracak olursak  Romalılarda Mitracılığa dönmek istedi denilen imparatorlardan dönek veya pagan lakaplı Julian da  çok seslilik taraftarıdır; onun aslında Ariusçuluğu kastettiği söylenir. Symmarchus da yine listedeki  eski çok sesli günler diyenlerdenmiş gibidir ama onun Ara Victoriae ile temsil edilen değerleri  kastettiği eklenir, ne demek olduğunu bilmiyorum. 

Kavramların birbirine dolaşması ve Neo - Mitra’nın doğuşu

Öncesi belki vardır bilmiyorum; 1355-1363’ten 1700 ortalarına kadar tiyatro ve operalar, “ Bir  zamanlar Mitradates adlı bir kral vardı, “ temalı eserlerini kendi yorumlarıyla sergilerken kral  Mitradates vardır ama mitra diye kült yoktur. 

Sonraki nesil tartışmaları entelektüelizmde Mitra ve siyasi tarihte Mitradates olarak ikiye ayırdım ve  bir noktada birbirlerine karıştıkları için zaman çizelgesine uygun olarak alt alta listeledim. 

1730’da Charles Rollin’in yazdığı Romalıların Tarihi’nde Mitradates acımasız karakteri ile öne çıkar  ama Rollin de anladığım kadarıyla ortada bir Mitra dininden olduğundan habersizdir, Rodos  kuşatmasında Mitradates’in de üstünde olduğu sancak gemisine çarparak geminin neredeyse  batmasına ya da daha fenası Rodos’a esir düşmesine sebep olacak Chiosluların ağır bir şekilde  cezalandırıldıklarına yer verir.

1806’da Alman filolog Johan Christoph Adelung elindeki bir dua metnini dünya dillerinde  karşılaştırırken “çok dillilik,” ekseninde Mitradates’in ismini kullanır. Çalışma Türkçe dahil dünya  dilleri ile Almanca arasında akrabalık ararken aynı zamanda sanıyorum ayrıştırılmaya çalışılan Din’in  de aslında aynı kökten geldiğini savunur. 

Friedrich Windischman 1857’de yayınladığı 10.Yast adlı risalede Roma Mitra’sı ile Pers Mitra’sı  arasında arasında doğrusal ve kesintisiz ilgi olduğunu açıklar

1850’de Roma Tarihi’ni yazan ve 1902’de eseri ile Nobel kazanan Mommsen kendi tarih kitabında  Mitradates’i Sultan olarak da anar ve olumsuz düzlemde Fatih Sultan Mehmet ve Kanuni Sultan  Süleyman ile benzeştirir. Mitra konusunda ana hatlarla Cumont ile hemfikir galiba, Mithras’ın doğulu  olduğundan emindir, ama 71’de Richard L.Gordon doğulu Mithras’ın evinde dahi Latince  konuşmasının garipliğine dikkat çekerek batılı olması gerektiğini önerir. 

1879’ da akademik düzlemde Harun Reşid ile kıyaslanan Mitradates, 1895’de hiçbir zaman Roma ve  Avrupa’nın dostu değildi sözleriyle tescillenir 

Irkçılık trend olarak dünyayı etkisine almaktadır, Aryanizm, Hint Aryan teorileri vb geliştirilir

1939 -1970 aralığındaki tartışmalar Roma Mitra’sının İrani olduğunu ve İrani olmadığını iddia edenler  arasındadır ama Mitradates ile Mitra arasında hala doğrusal ilgi yoktur, kurulmamaktadır veya ortada  Cumont gibi alaka kuranlar ve kurmayanlar olarak iki ayrı tartışma cebi vardır.

Dinde birlik olmanın bir ulusun üniter birliğinde ön koşul olduğuna inanan Franz Cumont 1900-1907  arasında antik İran ile antik Roma arasında taşıyıcı rolü üstlendiklerine inandığı Karadeniz, Doğu  Anadolu ve Suriye’ye geziler yaparak teze destek olabilecek ip uçları arar. 1906’da Boğazköy  tabletleri keşfedilir , bir süre sonra Hititlerin Mitra beyleri de mevzuya dahil olur; araştırmalarının  1947’de vefatından sonra revize edilip 1950’de tekrar yayınladığı notu olduğu için sıkça düştüğü

çelişkiler belki revizyondan kaynaklanıyordur.

İsveçli oryantalist Stig Wilkander aynı sene 1950’de Cumontik perspektifin temelsiz ve gerçeklikten  uzak olduğu itirazı yapar ancak kültün alternatif merkezinin Balkan yarımadası olabileceği de  tartışılmaktadır ve Wilkander’in itirazları dikkate alınmaz. 

1956’da Ephesian Vespers hatırlatması ile Avrupa dostu olmayan Mitradates retoriği tekrarlanır. 

1958’de İngiliz Alfred Dugan’ vergi tahsildarları ve lejyonerlerinin kana susamış kılıçlarından başka  sunacak bir şeyi olmayan Roma’ya karşı Asya Minör olaylarını haklı bir başkaldırışın örneği olarak  görmekte ve ayaklanmanın başı Mitradates’i kahraman olarak selamlamaktadır. 

Alman Alfred Heus 1960’da Mitradates’in bir barbar-yani yabancı değil ama Grek medeniyetini  özgürleştirmekten başka gayesi olmayan bir liberatör olduğunu ileri sürer. 

1970’de Manchester ve Tahran’da İranologlar Mitra temalı konferanslar düzenlerler ve benzerlikler  ilgiden kaynaklanıyor tespiti ile Nevruz festivali ile modern literatürde mitraizm varyanları arasında  listelenen çeşitli alteratif kültlerin sığır-boğa kurbanı ile eşleştirirler ve oradan da evrensel kosmolojide  boğa kurbanına bağlayarak yıldızbilimde/astronomide öncülüğü İran’a verirler, aktarıcı rolü ise  Armenia olarak anılan Doğu Anadolu’ya düşer. Teze itiraz eden partilerden Insler Roma  kosmografisinin Greko-Roman temelli olduğunu ve İran ile alakası olmadığını savunurken Ulansey  ekinokslar ile ilgili krediyi kosmolog Hipparchus’a verir. Kültik bağlamda İrani bağı reddeden  Merkelbach Roma Mitracılığının Pers kültleri hakkında hiç bilgisi olmayan bir Romalı tarafından icat  edildiğini savunmakta, Merkelbach’ı eleştiren Manfred Clauss ise Roma Mitracılığın Ostia’dan  çıktığını ileri sürmeye devam etmektedir.

1971 Richard L.Gordon makalesinde Cumontik perspektifte kesintisiz İrani bağlantıya sistematik  itirazlarda bulunur 

1980’lerin trendi Roma Mitracılığını marjinal bir gruba has gizli bir kült olarak görmektir ve bir olasılık  temeli Plutarch’daki korsan şefinin sıra dışı ritüellerine dayandırılır. 

Tartışmalar tüm düzlemlerde halen devam etmektedir. 

Faydalandığım araştırmalar

The Propaganda of Insurgency: Mithridates VI and the “Freeing of the Greeks” in 88 BCE / Andrea  Gatzke

MITHRIDATES VI AND THE PONTIC KINGDOM - Danish National Research Foundation’s Centre for Black Sea Studies konferansı-2009

Mithridates- Roma Savaşı Rhodes ve Lykia’nın durumuna genel bakış /Murat Arslan Bosporan Cavalry during the war of Mithridates III (VIII) with Rome, 45-49 a.d. / V. Goroncharovski 

THE BOSPORAN ARMY” AND “THE ARMY ON THE BOSPORUS”

IN THE TIME OF MITHRADATES VI EUPATOR, KING OF PONTUS-MARIUSZ MIELCZAREK A historical perspective of mercenaries- George H. Dodenhoff, 1969

Anadolu’da Men Kültü /Turan Bildik

ROMA TARİHİNDE MAGNA MATER (KYBELE) TAPINIMI- Ömer Çapa

BERGAMA KRAL HANEDANININ ŞECERESİ - Clemens Bosch

Roma egemenliğinde Kilikya ve Roma iç savaşlarının Bölgedeki yansımaları –Mehmet Kurt,2010

Rome and Near Eastern Kingdoms and Principalities, 44-31 BC: A Study of Political Relations During  Civil War / H. VAN-WIJLICK 

Piracy as a disequilibrium factor in the Eastern Mediterranean seapower balance: the Cilician  example during the Archaic and Classical times - ALFONSO ÁLVAREZ-OSSORIO RIVAS

Piracy in the Ancient World: from Minos to Mohammed – Philip Charles de Souza, 1992 PIRATE COASTS OF THE MEDITERRANEAN SEA - ELLEN CHURCHILL SEMPLE

Ignoble robbers: bandits and pirates in the Roman World / Gail Reardon 

MARCUS ANTONIUS’UN KORSANLARA KARŞI SEFERİ VE LEX DE PROVINCIIS PRAETORIIS- Murat Tozan Bandits in the Roman Empire – Myth and Reality / Thomas Grünewald

PHRYGIA EPIKTETOS'TAKİ MEN KÜLTÜ ÜZERİNE NOTLAR – Hülya Boyana

DISCREPANCIES BETWEEN THE CULTS OF MITHRAS AND CYBELE - Hideo OGAWA

Soldier loyalty in Late Antiquity and Sacramentum militare in the context of selected sources / Lukasz Rozycki

Brothers in Arms: Soldiers in Early Christianity – Niko Huttunen

Akdeniz’in Korsan Yuvaları: Kilikia, Pamphylia, Lykia ve Ionia Bölgelerindeki Korykoslar / M.Aslan - N.T. Önen

Cicero’s Minerva, Penates, and the Mother of the Lares: An Outline of Roman Domestic Religion /  John Bodel

Monumentum Ancyranum - Murat Orhun

COMMENTARY ON STATIUS' 'THEBAID' 1.1-45 - James Manasseh

Augustan triumphs: Dishonorable Laurels in Ovid’s Amores and Metamorphoses- Matthew Wilkens Early Christianity in the Black Sea: An Examination of the -Literary Evidence / Turhan Kaçar

PAUL THE ROMAN CITIZEN: ROMAN CITIZENSHIP IN THE ANCIENT WORLD AND ITS IMPORTANCE FOR UNDERSTANDING ACTS 22:22–29 / Sean A. Adams

De Corona Militis – Tertullian 

Millenarianist Bir Hareket Olarak Montanizm / Cengiz Batuk

An Analysis of the Pagan Revival of the Late Fourth Century, with Especial Reference to Symmachus/  DR. DWIGHT NELSON ROBINSON

The Altar of Victory - Paganism's Last Battle -Rev. James J. Sheridan

The Church Fathers and the Oriental Cults - Gordon Laing

Persae in spelaeis solem colunt : Mithra(s) between Persia and Rome’(289-326) /Richard Gordon

JULIUS FIRMICUS MATERNUS: DE ERRORE PROFANARUM RELIGIONUM. INTRODUCTION, TRANSLATION AND COMMENTARY - Richard E. Oster, Jr.,Tez, Rice Üni. 1971

Mithra and Mazda: A re-assessment of their relative status in ancient Iran- Richard Foltz

The Origins of the Roman Cult of Mithras in the Light of New Evidence and Interpretations: The  Current State of Affairs - Aleš Chalupa 2016

Diocletıan and Mithra in the Roman forum- A. L. Frothingham, 1914

The Dissemination of Mithraism in the Roman Empire- Franz Cumont

MITHRAS AND THE ZODIAC- Luca Amendola ,2018

Political and Religious Ideologies on Parthian Coins of the 2nd-1st Centuries BC- Alexandra Magub REFLECTIONS ON THE ORIGIN AND THE EARL Y HISTORY OF TÏR- Jan Tavernier, Leuven

Local idioms and global meanings : Roman Mithraism and Provincial Art - Lucinda Dirven and  Matthew M. McCarty

The cult of Mithras in fourth century Rome - Jonas Bjørnebye

Pacifists, Patriots, or Both? Second Thoughts on Pre-Constantinian Early-Christian Attitudes toward Soldiering and War - J. Daryl Charles

Dating Zarathustra: Oriental Texts and the Problem of Persian Prehistory, 1700–1900 / Suzanne  Marchand 

The persecution of Licinius - Gearey, James Richard

THE SENATORIAL ARISTOCRACY IN THE LATER ROMAN EMPIRE - M. T. W. ARNHEIM

Killing Julian: the Death of an Emperor and the Religious History of the Later Roman Empire /  Benjamin James Rogaczewski

St George in the Caucasus: politics, gender,mobility - Kevin Tuite

The Mysteries of Mithras: A Different Account / Attilio Mastrocinque

 

 



Bu yazı 368 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI