Bugun...

Türkiyeli Şehitlerimiz

Türkiyeli Şehitlerimiz

 

 Tsıba Efkan (Çağlı, Abhaz),

 

1 Şubat 1970 senesinde Adapazarı’nda doğdu. Abhazya işgal edildiğinde 22 yaşındaydı. Türkiye’deyken hakkında elinden geldiğince bilgi sahibi olmaya çalıştığı vatanının işgali üzerine cephede savaşmak üzere yola çıkan ilk gruba dahil oldu ve Abhazya’ya gitti. Ağustos bitmeden Abhazya’ya varan grupta bulunan Tsıba Efkan, Kasım ayına kadar olan çatışmalarda yer aldı. 3 Kasım 1992’de Şrom bölgesinde yapılan çatışmada Rusya Federasyonu’nun Gürcistan’a sağladığı bir helikopterden açılan ateşle şehit edildi. Şehidimizin mezarı kendi köyü olan Hendek-Soğuksu Köyü’ndedir.

Efkan’ın naaşı vasiyetine rağmen Türkiye’ye getirilince, silah arkadaşları cenazesinde 1000lerce insanın duygularına hitaben toplu bir vasiyetname yazar ve Erkan’ın bedeninde Türkiye’ye gönderir:

Sevgili Efkan..Can kardeşimiz, Aziz Şehidimiz

Sen, "Bir gün Kafdağı tersine dönecek işte o gün tüm Kafkas Kartalları yuvalarına geri dönecek" derdin... Ve yine sen "dünyada vatansız olan Çingenelerdir ben Çingene miyim" diyerek insanlar ve toplumlar için vatanın ne demek olduğunu her yerde dile getirirdin...

İşgalci gürcü yönetimi Abhazya’ya saldırınca, en önce bunun karşına çıkanlardan biride yine sen oldun..."Kardeşlerimiz orada katledilirken biz ne diye duruyoruz" diye isyan edişin hala kulaklarımızda...

Durmadın da! Korkmadan biran önce vatan savunmasına koştun... Heryerde ilk sen olduğun gibi burada da ilk sen oldun Efkan...

Hepimizden önce Kelime-i Şahadeti sen getirdin, hepimizden önce sen şehit düştün kutsal Abhaz topraklarında... Bugün her zaman olduğu gibi ruhunun isyanını yine duyuyoruz..."Neden gönderdiniz beni? Neden vasiyetimi yerine getirmediniz? değişini bir vicdan azabı olarak ölünceye dek taşıyacağız... Bizi affet sevgili şehidimiz. Vasiyetini yerine getiremiyoruz, yeminimize sadık kalamıyoruz Efkan...

Düşmana yenik düşmeyen bizler şimdi yenik durumdayız...Senin kuş tüyü gibi hafif naaşını kilometrelerce taşıyan bizler sana karşı görevimizi yerine getiremiyoruz....

Ancak inanıyoruz ki senin ruhun her zaman bizlerle birlikte olacak... Bizler sadece senin bedeninden ayrılıyoruz...

Sen ilk ve sonsun bizim için...

Senin şahadetin bize çok şey öğretti...

Artık daha kararlıyız... Değil bedenimizi tırnağımızı bile kimseye vermeyeceğiz...

Bizden önce cennettesin... Artık orada da ev sahibimiz sensin Efkan...

Korkmuyoruz ve asla geri dönmeyeceğiz...

Abhazya Bağımsız olana dek son sözümüz hep "La ilahe ilallah" ve "Allahu Ekber" olacaktır...

Ruhun şad olsun.... Silah Arkadaşların....

 

Ve bize özgü bu

Genç ölmek bize özgü

Bize özgü, bir yer yatağında çenesi bağlı bir ihtiyar olmamak

ölümüyle dostlarını rahatlatmamak..

Bize özgü yalnızca kemiklerin gömülmemesi toprağa, yalnızca etin çürümesi...

Ve bize özgü, hiç bir zaman silinmemek anılardan...

Tsıba Efkan'ın kaleminden...

  

Kozba Vedat (Akar, Abhaz),

 

2 Ekim 1967 yılında Bursa-İnegöl’de doğdu. Girdiği bütün çarpışmalarda korkusuzluğuyla dikkat çeken Vedat, istediği şehitlik mertebesine Oçamçıra’da kavuştu. Vedat’ın video kayıtlarındaki son sözü “Zafer!”di. 30 Kasım 1992’de hayatını kaybeden şehidimizin mezarı Gudauta’dadır.

 

KOZBA VEDAT'IN ANISINA

Kaf Dağının nazlı çocuğu

Yüreğimin yangısı

Sarı Abreğim

Körpem benim

Özgür yaşamak adına

Vurulmuşsun

Dağların kartalı

Ölüm süzüle süzüle

İnmiş dağlı yüreğinin üstüne

VE

Kurşun sesi kulaklarında ninni

Ölümün koynuna yaslayıp başını

Usulca kapamışsın gözlerini

Özgürlük sevdasıyla

Sonsuza.

Sıcak kanın akarken

Toprak ağlamış

BİZ

Ağıtlar yakmadık sana

Gözyaşlarımızdan utandık

Hasretini zımbaladık yüreğimize

Acımızı ilmik ilmik

Dokuduk nefesimize

UNUTMADIK SENİ, SARI ABREK

Gözbebeğim benim

Unutamadık...

Bilirsin Kozba Vedat

Hepimiz sevdalıyız

Kaf dağına

Sevda türkülerini kıskandırırcasına..

Geceyi bölüşürüz, umursamadan

Kimimiz şafak sökümlerinde

Kimimiz gün batımlarında

Nöbetler tutarız, özgürlüğümüzün başında

VE

Dünyanın tüm çiçeklerini

Bırakıp insanlara

Yalnızca karanfilleri

Nakış ederiz kefenlerimize

Yine geldi Kasım'ın otuzu

Kalpağın, kaman ve biz

SENİ HATIRLADIK...

Ölüme inat

Düşlerimizde seninle kucaklaştık

İlk kez bu Kasım'ın otuzunda

Kartal bakışlarına

Destanlar yazamadığımız için AĞLADIK

Hazanla birlikte.

Abhazya'nın sınır taşı

Ölümün nazlı çocuğu

Öksüz yüreğimizde unutmadık seni

UNUTMAYACAĞIZ...... Ö.T.:30/11/1992

 

 

Argun Zafer (Alış, Abhaz),

 

26 Nisan 1968’de Bursa-İnegöl’de doğdu. Savaşın çıktığı haberini alır almaz cepheye gidecekler arasında yerini alan ve silah arkadaşlarının özellikle cesaretiyle andığı Zafer, ilk grupla Abhazya’ya ulaşanlar arasındaydı. 5 Nisan 1993’de hayatını kaybeden şehidimizin mezarı Gudauta’dadır.

 

Siz ki bilirdiniz o kır çiçeklerini

Özgürlük renginde sevgiye açarlar

Hangi rüzgar dağıtırsa dağıtsın

Düştükleri yerde yeniden çoğalırlar

Sabrın çiçeklerini açtığı yerde

Asla kapanmaz yaşanan defter

Çünkü tarihin en güzel yerinde

Son sözü hep direnenler söyler!.

Ruhu şad olsun..

 

 

       Abağba Bahadır (Özbağ, Abhaz),

 

1967 senesinde Eskişehir’de doğdu. Efkan, Vedat ve Zafer gibi Türkiye’den giden ilk grupta olan Bahadır, savaşta büyük başarılar gösterdi. Fedakarlığı ve cesaretiyle büyük saygı duyulan bir isimdi. Kozba Vedat’ın şehit düştüğü çarpışmada çok ağır yaralanan şehidimiz, aylarca tedavi gördü ve 20 Eylül 1993’de Sohum’a düzenlenen son saldırıda şehit düştü. “Bazukacı” lakaplı Abağba Bahadır’ın mezarı Gudauta’dadır.

 

"Ben Eskişehir`den Abagba Bahadir, Apsuwa'yım. Dünyaya Apsuwa olarak, Abaza olarak geldim. Vatanım faşist işgalci Gürcü güçleri tarafından işgal edilince üzerime vazife sayıp vatanımı savunmak için hemen buraya geldim. Burası bizim anavatanımız, ata vatanimiz…

Ben Devlet dairesinde çalışıyordum güzel bir geleceğim vardı 4 milyon maaş alıyordum. Diğer arkadaşlarımın da işi gücü vardı. Türkiye`de kalsaydık burada ölmezdik, sakat kalan arkadaşımız olmazdı, işimizle geçinirdik, akşamları kahvemizde okeyimizi oynardık, sabah işe giderdik bir de güzel bir kız bulup evlenirdik, bu imkanlarımız vardı ama içimiz rahat etmedi. Buraya gelen insanlar kendilerini buranın bu toprağın bir ferdi kabul ettiler o yüzden geldiler .Şu unutulmamalıdır ki, faşizm her zaman hüsrana uğramıştır. Gürcü faşizminin sonu da hüsran olacaktır. Burası anavatanımızdır halkımızın kaderini kendimiz belirleyeceğiz.'' (Abagba Bahadır'ın hastanede yaptığı kendi konuşmasından)

 

    Yeğoj Hanefi (Aslan, Adige),

 

1966 yılında Kayseri-Pınarbaşı’nda doğdu. Mayıs 1993’de yerleşimci olarak geldiği Abhazya’da, Pitsunda’nın Gılza köyüne yerleşen Hanefi, Sohum’a düzenlenen son saldırıda seferberlik çağrısına uydu ve çarpışmalara katıldı. 22 Eylül 1993’de Sohum girişinde Gürcü ordusunca kiralanan, Rusya Federasyonu ordusuna ait bir uçaktan atılan bombayla şehit edildi. Mücadele arkadaşlarının zor şartlara olan dayanıklılığı ve verdiği büyük moralle andığı şehidimizin mezarı Gudauta’dadır.

"Artık ne başımda kara kalpağım,

Ne belimde gümüş kamam var,

Rüzgârla yarışan atlarımı da vurdular,

Ama hala saçlarım güneş boyalı,

Gözlerim vadi yeşili

Ve bedenimin onurla taşıdığı mızıka kokulu bir dağlı yüreğim var... "

Ruhu şad olsun...

 

 



Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI